“Zehir Tacirlerine Kim Dur Diyecek?”
Türkiye ve dünya, madde bağımlılığı tehdidiyle alarm veriyor. Sokak başlarından okul köşelerine, parklardan gençlik merkezlerine kadar her yerde, gençlerimizin ve çocuklarımızın kolayca erişebileceği maddeler dolaşıyor. Gözlerimizle gördüğümüz bu vahim tablo, maalesef yeterince ciddiye alınmıyor.
Bizim sokaklarda gördüklerimizi yetkililerimiz görmüyor mu?
Hangi önlemler alınırsa alınsın, hızla yayılan bu tehlike karşısında toplum olarak ayakta kalmamız mümkün değil.
Devletimiz ve emniyet güçlerimizin elbette ciddi gayretleri var; operasyonlar, denetimler ve önleyici programlar uygulanıyor. Ancak her geçen gün sokaklarda ve gençlerimizin çevresinde daha fazla madde satıcısı cirit atıyor. Bu çabalar ne kadar titiz olursa olsun, hızla çoğalan tehdit karşısında yetersiz kalıyor.
Zehir tacirleri, çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatını hiçe sayarak servet peşinde koşuyor.
Üstelik madde kullanımı yalnızca gençleri esir almakla kalmıyor; etkisiyle cinayet, gasp, taciz, tecavüz ve hırsızlık gibi suçlar işleniyor. Bu durum, toplum güvenini ciddi şekilde sarsıyor, halkın huzurunu tehdit ediyor ve hepimizin günlük hayatını risk altına sokuyor.
Sokaklar artık sadece gençler için değil, tüm toplum için tehlikeli birer tuzak haline geldi.
Bu ülkenin bireyleri olarak asla sessiz kalamayız. Çocuklarımızla iletişimimizi güçlendirmek, riskleri ve tehlikeleri onlara açıkça anlatmak, aile içi farkındalığı artırmak zorundayız.
Ancak tek başına ailelerin çabası yeterli değil; devlet, emniyet ve sivil toplumun koordineli ve kararlı müdahalesi şart.
Önleyici eğitim programları, sosyal farkındalık kampanyaları ve gençlerin desteklenmesi için oluşturulan projeler hızla yaygınlaştırılmalı, uygulanabilir ve sürekli olmalıdır. Madde bağımlılığı sadece bireyleri değil, tüm aileleri ve toplumun geleceğini tehdit ediyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin ve ailelerimizin bekası için harekete geçmek, zehir tacirlerini bir an önce durdurmak artık ertelenemez bir görevdir.
Her geçen gün daha fazla gencimiz bu tehlikeye maruz kalıyor. Artık sokaklar göz ardı edilemez birer risk alanı haline geldi. Devletin gayretleri takdire şayan olsa da, hızla çoğalan madde tehdidi ve yarattığı suç zinciri karşısında tek başına yeterli olamıyor. Türkiye’mize, güzel ülkemize sahip çıkmak, onu korumak ve geleceğimizi güvence altına almak hepimizin sorumluluğudur. Zamanı geldi; devletimizin, kurumların ve emniyet güçlerimizin tüm gücüyle sahaya inmesi, caydırıcı tedbirleri gecikmeden uygulaması gerekiyor.
Aksi takdirde kaybedecek olan sadece bugünün değil, yarının Türkiye’sidir.
Soruyorum, zehir tacirlerine kim dur diyecek?







Hakan bey önce bireysel irade oluşturmak lazım gençlerde en güzel Hayır'ı ve dur demeyi bilecek olan aslında kendileridir.