“Kime İyilik Edeyim?”
Bir güne sığdırılamayacak kadar derin, bir kelimeye yüklenemeyecek kadar ağırdır annelik… “Hakkı ödenmez” deriz ya çoğu zaman kulağımıza dil alışkanlığı gibi gelir. Oysa bu söz, insanlığın en sahici hakikatlerinden biridir. Çünkü anne, sadece doğuran değil, büyüten, sabreden, vazgeçmeyen, her şartta evladının yanında olandır. Bir ömrü bir ömre adayanın adıdır.
Tarih boyunca, hangi coğrafyada, hangi inançta olursa olsun annelik daima en yüce mertebelerden biri kabul edilmiştir. Toplumlar değişmiş, çağlar kapanmış, yeni dünyalar kurulmuş ama annenin kalpteki yeri hiç değişmemiştir. Çünkü anne sevgisi, yaratılışın özüne işlenmiş bir merhamettir.
İslam’da annenin yeri bambaşkadır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e bir Sahâbi gelip “Kime iyilik edeyim?” diye sorduğunda, üç kez “Annene” buyurması boşuna değildir. Ve o büyük hakikat “Cennet annelerin ayakları altındadır.” Bu söz, bir mecaz değil bir sorumluluğun, bir vefanın ve bir imtihanın özetidir. Çünkü anneye gösterilen hürmet, aslında insanın Rabbine olan şükrünün bir parçasıdır.
Anne evladını daha görmeden sever. Onu karnında taşırken çektiği her ağrıyı, her sancıyı bir şükre çevirir. Uykusuz geceleri şikâyet değil, dua olur. Evladının bir tebessümü, bütün yorgunluklarını unutturur. Sadece doğurduğu an değil, ömrü boyunca annedir. Bu yüzden anneliğin hakkı hesapla, ölçüyle, karşılıkla ödenemez. Ödenemez… Çünkü bir annenin verdiği şey zaman değil, hayatın kendisidir.
Bir de anneliğin görünmeyen tarafı vardır. Bu dünyada gün görmemiş anneler vardır. Kendi hayallerini bir sandığa kaldırıp evladının geleceğini kuran, yeni bir elbise yerine çocuğunun ayakkabısını düşünen, sofrada kendine değil, evladına pay ayıran, kimsenin alkışlamadığı, kimsenin konuşmadığı ama hayatı omuzlarında taşıyan emekçi anneler vardır.
Sabahın ilk ışığında yollara düşen, akşamın yorgunluğunu gülüşüne saklayan… Çalışarak, didinerek, alın teriyle evladını büyüten anneler… Sadece evinde değil, hayatın her alanında mücadele eden ama eve döndüğünde yine şefkatiyle sarıp sarmalayan anneler… Onların emeği iki kat, yükü iki kat, sevgisi ise tarifsizdir. Ömrünü çocuklarına adamış anneler… Kendi hayatını ikinci plana atan, hayallerini erteleyen, belki hiç yaşamayan… Ama evladının bir adım ileri gitmesiyle dünyaları kazanan anneler… İşte annelik, en çok burada anlam kazanır. Sessiz bir fedakârlığın, görünmeyen bir kahramanlığın adıdır.
Ama burada durup düşünmek gerekir. Her doğuran anne midir? Her anne, anneliğin hakkını verebilir mi? Ne yazık ki hayat, bu sorulara her zaman güzel cevaplar vermiyor. Evladını terk eden, onu kaderine bırakan, kendi heveslerini, sorumluluğunun önüne koyan örnekler de görüyoruz. Evladına yâr olamamış ama başka sevdaların peşine düşmüş hayatlar… Yanı başındakine merhamet edemezken, dışarıya iyilik dağıtan riyakârlıklar… Bunları yargılamak için değil, içten bir hüzünle söylüyorum. Çünkü annelik, sadece biyolojik bir bağ değildir. Vicdani, ahlaki ve ilahi bir emanettir. “Cennet annelerin ayakları altındadır” hitabına muhatap olan anne, merhametiyle, fedakârlığıyla, evladını sahiplenişiyle o makamı hak edendir. Aksi halde, sadece doğurmakla o yüceliğe ulaşılmaz.
Bir de diğer taraf var… Annesinden vazgeçen evlatlar. Bir ömrü evladına adamış bir annenin, ömrünün sonunda yalnızlığa terk edildiği hikâyeler… Evladını büyütürken kendinden vazgeçen bir annenin, gün gelip evladı tarafından unutulması… İşte bu, insanın içini en çok acıtan durumlardan biridir. Çünkü anne hakkı, sadece annenin değil, evladın da imtihanıdır.
Sebep ne olursa olsun, yuvası dağılan her kuşa üzülür insan. Anne ile evladın ayrı düştüğü her hikâye, kalpte bir sızı bırakır. Kınamaktan ziyade, anlamaya çalışmak gerekir belki ama üzülmemek mümkün değildir. Çünkü anne ile evlat arasındaki bağ, kopmaması gereken en güçlü bağlardan biridir. Anneliğin bu kadar büyük ve ağır bir sorumluluk olduğunu da unutmamak gerekir. Herkes anne olabilir, ama herkes “anne kalabilir” mi? Asıl mesele burada başlar. Annelik sabırdır, vazgeçmemektir, kendinden çok bir evladını düşünmektir. Bu yüzden annelik, en mukaddes emeklerden biridir.
Bu vesileyle… Gün görmemiş, emekçi, hayatını evlatlarına adamış, sessizce fedakârlık eden tüm annelerin önünde saygıyla eğiliyorum. Başta emeklerine ve duruşuna ve hayatıma kattıkları tüm değerlere hayran kaldığım fedakâr annem olmak üzere, kalbi evlatları için atan, duası evlatlarının yolunu aydınlatan tüm annelerin Anneler Günü’nü yürekten kutluyorum.
Ebediyete irtihal etmiş, yoklukları içimizde tarifsiz bir sızı bırakan tüm annelerimizi de rahmet, minnet ve özlemle anıyor, mekânlarının cennet olmasını diliyorum.









