"Malatya'nın Hatıralarla Kurduğu Sofra"
Bazı mekânlar vardır; sadece yiyip içmezsiniz, hatıralar biriktirirsiniz. Bazıları manzarasıyla, bazıları lezzetiyle akılda kalır. Ama çok azı vardır ki; mevsimlerle birlikte ruh değiştirir, insanın içini dinlendirir, şehre karakter kazandırır. Bazı mekânlar vardır; insan oraya sadece gitmez, kendinden bir parça bırakır. Zaman geçse de, şehirden uzaklaşsa da aklında aynı koku, aynı ses, aynı huzur kalır. Malatya’da bu tanımın karşılığı nettir… Yörük Sofrası.
Yazın başka, kışın bambaşka bir güzelliği vardır buranın. Yaz aylarında sohbetlere Gündüzbey’in serinliğinde, suyun sesi eşlik eder. Ağaçların gölgesinde yapılan kahvaltılar, dalından kopmuş gibi taze meyveler, insanı şehirden alıp bambaşka bir zamana taşır. Kışın ise sobanın başında odun ateşinin o dingin çıtırtısı… Dışarıda kar varken içeride dost sohbetlerinin sıcaklığını bulursunuz. İşte Yörük Sofrası tam da bu yüzden bir mekân değil, bir hissin adıdır. Dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun, içeride bir sıcaklık vardır; dostluktan, samimiyetten, hatıralardan gelen bir sıcaklık.
Yörük Sofrası, medya sektöründe Malatya’da çalıştığım, merhum Yeşilyurt Belediye Başkanımız Mehmet Kavuk’a basın danışmanlığı yaptığım yıllarda; Yeşilyurt Kiraz Festivali programlarının vazgeçilmez adresiydi. Resmi programların ardından herkesin yolu Yörük Sofrası’na düşerdi. Çünkü burada unvanlar kapının dışında kalır, sohbetler içtenleşirdi. İş, sanat, siyaset dünyasının farklı renkleri aynı sofrada yan yana otururdu.
Yörük Sofrası’nı özel kılan sadece doğası ya da manzarası değil. Yöresel kahvaltısında, Malatya mutfağının o saf ve gösterişten uzak lezzetlerinde; babadan oğula aktarılan bir emeğin izleri vardır. Her tabakta özveri, her ayrıntıda sahiplenilmiş bir emek hissedilir. Bu emeğin arkasında ise genç yaşına rağmen vizyonu, duruşu ve samimiyetiyle fark oluşturan Erhan Emeksiz ve Ailesi bulunur. Yaşı küçük olabilir ama hayalleri ve bakışı büyük.
Bugün Yörük Sofrası; Malatyalıların olduğu kadar şehir dışından gelen misafirlerin, yerli-yabancı turistlerin ve gurbetçi Malatyalıların da ortak buluşma noktasıdır. Çünkü burada hizmet, güler yüzle birleşir. Kendinizi müşteri gibi değil, misafir gibi hissedersiniz. Hatta çoğu zaman kendi evinizdeymişsiniz gibi bir hisse kapılırsınız.
Özel günlerde de adres değişmez. Düğünler, nişanlar, özel davetler… Hayatın en önemli anları, doğayla iç içe bu mekânda daha da anlam kazanır. Çünkü Yörük Sofrası, kalabalıklar içinde bile insanı yalnız hissettirmeyen nadir yerlerdendir.
Malatya’ya her gelişimde, programım ne kadar yoğun olursa olsun, mutlaka uğramaya çalıştığım tek mekândır burası. Çünkü Yörük Sofrası insanın kendini dinlediği, geçmişle bağ kurduğu, dostlukları tazelediği bir duraktır.
Yalnızca bir yemek deneyimi değil; hatıralarla örülü, insanın içini ısıtan duygusal bir yolculuk sunuyor. Adım attığınız anda, atalarımızdan kalan izlerin ve aile yadigârı değerlerin özenle dekorasyona dönüştürüldüğü geniş bir açık hava müzesiyle karşılaşıyorsunuz. Her köşede geçmişin sesi yankılanıyor; kullanılan objeler, sofraya oturan herkesi köklerine, paylaşılan anılara ve samimi bir Anadolu ruhuna davet ediyor. Burada zaman yavaşlıyor, anılar canlanıyor ve Malatya’nın kültürel hafızası sofrayla birlikte yeniden hayat buluyor.
Ayrıca hayvan dostları burada dolaşırken sizi selamlayan sevimli dostlarla karşılaşabilir, doğallığın ve sıcaklığın iç içe geçtiği küçük sürpriz anlar yaşayabilirsiniz.
Bazen bir şehir, kendini en iyi bir sofrada anlatır.
Yörük Sofrası, Malatya’nın hatıralarla kurduğu o sofradır.








