• Künye
  • İletişim
  • ABONE VE REKLAM TARİFELERİ
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • ABONELERİMİZ
  • GENEL
  • YEREL HABERLER
  • POLİS-ADLİYE
  • İSTANBUL
  • GÜNCEL
  • SİYASET
  • KÜLTÜR SANAT EKONOMİ - İŞ DÜNYASI EĞİTİM SAĞLIK SPOR
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Hakan Yağız Bozdemir
  3. "Yargı Dağıtan Kalabalıklar"
26 Aralık 2025 - 16:25
Güncelleme: 26 Aralık 2025 - 16:37

"Yargı Dağıtan Kalabalıklar"

26 Aralık 2025 - 16:25
Güncelleme: 26 Aralık 2025 - 16:37
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Hakan Yağız Bozdemir
Hakan Yağız Bozdemir

“Peki, Sizin Bakış Pencerenizde Ne Var?”

Bir toplumun aynası çoğu zaman kanunları ya da anayasası değil, gündelik hayatta kurduğu yargılardır. Aynı durakta beklerken, aynı asansöre binerken, aynı masada otururken… Daha tek kelime edilmeden kararlar verilir. Toplumsal ön yargı tam da burada, ilk bakışta başlar.

Bir insanın giyimi, onun karakteri hakkında fikir verdiği sanılan ilk alandır. Spor giyinen “ciddiyetsiz”, klasik giyinen “soğuk”, marka giyinen “havalı”, sade giyinen “iddiasız” diye etiketlenir. Oysa kıyafet çoğu zaman sadece bir tercihtir. Bazen bir bütçe meselesi, bazen bir rahatlık ihtiyacı, bazen de ruh hâlinin yansımasıdır. Ama toplum, kumaşın cinsinden insanın kalitesini ölçmeye çalışır. Bu kolaydır; çünkü düşünmeyi gerektirmez.

Meslek, ön yargının en köklü alanlarından biridir. Doktor, mühendis, avukat gibi meslekler otomatik bir saygı üretirken; garson, temizlik görevlisi, kuryelik gibi işler görünmezler. İnsan, yaptığı işle değer kazanıyormuş gibi davranılır. Oysa bir toplumda herkesin işi, herkesin hayatına dokunur. Ama biz yine de “Ne iş yapıyorsun?” sorusunu, çoğu zaman “Seni ne kadar ciddiye almalıyım?” anlamında sorarız.

Konuşma tarzı da yargının keskin bıçaklarından biridir. Aksanlı konuşan “eğitimsiz”, sessiz olan “özgüvensiz”, çok konuşan “boş”, az konuşan “soğuk” ilan edilir. Oysa insanların kelimeleri seçme biçimi; büyüdükleri yerin, yaşadıkları hayatın ve edindikleri deneyimlerin sonucudur. Ama biz, cümlelerin arkasındaki hikâyeyi merak etmek yerine, ses tonundan hüküm çıkarmayı tercih ederiz.

Tam da bu noktada, ön yargının en ağır ve en yaralayıcı biçimlerinden biri devreye girer. Dili, dini ve inancı yargılamak. Ana dili farklı diye zekâsı ölçülen, inancı başka diye ahlakı tartılan, inanmıyor diye vicdansız ilan edilen insanlar vardır bu ülkede. Oysa inanç, bir vitrin süsü değil; insanın Yaradan’la kurduğu kişisel bir bağdır. İnanç, eleştirilsin diye değil, yaşansın diye vardır. Ama toplum, başkasının neye inandığını anlamaya çalışmak yerine, neden kendisi gibi inanmadığını sorgular. Böylece Yaratıcı adına konuşup, insanlıktan eksilen bir dil üretir. En ironik olanı da şudur. İnancı yargılayanların çoğu, inancın özüne hiç dokunmamıştır.

Saç, sakal, dövme, piercing ve dış görünüş ise ön yargının en görünür alanıdır. Uzun saçlı bir erkek “asi”, kısa saçlı bir kadın “sert”, dövmeli biri “tehlikeli”, bakımlı biri “yapay” olarak yaftalanır. Oysa beden, insanın kendini ifade ettiği bir alandır. Toplum ise farklı olanı anlamaya çalışmak yerine, onu hizaya sokmak ister.

Tüm bu başlıkların ortak bir noktası empati eksikliğidir. Gerçek empati, “Ben olsaydım ne yapardım?” demek değildir. Gerçek empati, “Ben onun yerinde olamam ama onun hissettiklerini anlamaya çalışabilirim” diyebilmektir. Ne yazık ki bu zahmetli bir süreçtir. Dinlemeyi, yavaşlamayı ve ezberleri bozmayı gerektirir. Toplum ise hızlı karar vermeyi, etiketlemeyi ve yoluna devam etmeyi tercih eder.

Kimse kimseye gerçekten empatiyle bakmaz. Çünkü empati insanı rahatsız eder. Kendi doğrularını sorgulatır, konfor alanını daraltır. Ön yargı ise rahattır; hazır cevaplar sunar, düşünme yükünü azaltır. Bu yüzden ön yargı bireysel bir kusurdan çok, toplumsal bir alışkanlıktır.

Belki de en acı gerçek şudur. Hepimiz adalet isteriz ama yargıç olmayı daha çok severiz. Aynaya bakıp kendimizi “insan” diye tanımlar, kalabalığa bakınca etiket dağıtırız. Oysa hayat, tek bakışta çözülecek kadar basit olsaydı, bu kadar çok yanlış insan tanımazdık.

Giyimiyle, sesiyle, işiyle, saçının rengiyle, diliyle, inancıyla hüküm verdiğimiz herkes, her sabah bizim bilmediğimiz bir yükle uyanır. Ama biz o yükü görmek yerine, ilk izlenimle rahatlamayı seçeriz. Çünkü empati cesaret ister, ön yargı ise sadece tembellik.

Belki de bu yüzden toplum olarak en çok şunu kaçırıyoruz.
İnsanlar göründükleri gibi değil, görülmedikleri hâlleriyle kırılıyor.
Ve biz, kırdıklarımızı hiç tanımadan “haklı” olduğumuzu sanıyoruz.

Asıl sorun başkalarını yanlış tanımamız değil; tanımaya hiç niyet etmememizdir.

Peki, sizin bakış pencerenizde ne var?

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Eğitimde Yeni Standart "FMT AKADEMİ" - 17 Nisan 2026
  • "Aynı Boşluğun İki Tüccarı" - 10 Nisan 2026
  • "Yoğun Bakım Alarmı" - 07 Nisan 2026
  • "BAYRAM, BAYRAM OLSUN..." - 20 Mart 2026
  • "İyi Bir Yönetici Misiniz?" - 13 Mart 2026
  • "YA 8 MART'TAN SONRA...!" - 08 Mart 2026
  • En Zengin İftar Nerede? - 06 Mart 2026
  • "Karıncanın Hatrını Sormayandan Süleyman Olmaz." - 27 Şubat 2026
  • "Kapıları Açın Ramazan Geldi, Kalpler Uyandı mı?" - 23 Şubat 2026
  • "Oruç Var, Sofra Yok" - 13 Şubat 2026
  • Bir Geceye Sığmayan Acı "6 Şubat 2023" - 06 Şubat 2026
  • "Ağrı'ları Dindiren Beyaz Bir Veda" - 23 Ocak 2026
  • Bir Şehrin Hatıralarla Kurduğu Sofra "YÖRÜK SOFRASI" - 16 Ocak 2026
  • Ailen mi Madde mi? Sağlığın mı, Paran mı, Yok Oluşun mu? - 09 Ocak 2026
  • "Takvim Değişti,Vicdan Değişti mi? - 02 Ocak 2026
  • Normalleştirilen Tehlike "Bireysel Silahlanma" - 19 Aralık 2025
  • "Güveni Yağmalayanların Çağı" - 12 Aralık 2025
  • Eğitimin Kayıp Boyutu "DEĞERLER" - 05 Aralık 2025
  • Herkes Ahlaklıysa, Kim Bu Ahlaksızlar? - 01 Aralık 2025
  • Bir Nesli Değiştiren Sessiz Güç "ÖĞRETMEN" - 21 Kasım 2025
  • 1
  • 2
Köşe Yazarları
Hakan Yağız Bozdemir
Hakan Yağız Bozdemir
Eğitimde Yeni Standart "FMT AKADEMİ"
Uzm. Dr. Farida Akbarova
Uzm. Dr. Farida Akbarova
Şeker Tadında Ama Şekersiz Bir Bayram Geçirmek Mümkün Mü?
Ayşe Uzun Kayış
Ayşe Uzun Kayış
"Değişimin Kadın Yüzü"
Şeyda Öztürk Aslan
Şeyda Öztürk Aslan
"Gençliği ve Toplumu Saran Bağımlılık Karanlığı"
Seda Güngör Ündil
Seda Güngör Ündil
Onu Doktor Yapan Gerçek Sebep Neydi?
Büyülü Bir Semt "PERA"
Tuğçe BAĞRIYANIK
Büyülü Bir Semt "PERA"
Ali YAVUZ
Ali YAVUZ
Derbide Kartal Arslan'ı avladı
Biz Hepimiz Biriz
Fatih Özbey
Biz Hepimiz Biriz
VATANDAŞ KALKAN, POLİS BALYOZ OLDU
Mustafa AKBABA
VATANDAŞ KALKAN, POLİS BALYOZ OLDU
Çok Okunan Haberler
Organik Zeytinyağı Üretiminde Yeni Standartlar: Topraktan Şişeye Saf Dönüşüm
Organik Zeytinyağı Üretiminde Yeni Standartlar: Topraktan Şişeye...
AKON'dan İTÜ'ye Bilimsel İş Birliği ve Proje İstişare Ziyareti
AKON'dan İTÜ'ye Bilimsel İş Birliği ve Proje İstişare Ziyareti
Eğitimci Yazar Abdurrahman Ensari'den Başkan Mustafa Akbaba,
Eğitimci Yazar Abdurrahman Ensari'den Başkan Mustafa Akbaba, "Haykırıyorum,...
Ana Sayfa
ABONELERİMİZ
GENEL
YEREL HABERLER
POLİS-ADLİYE
İSTANBUL
GÜNCEL
SİYASET
KÜLTÜR SANAT
EKONOMİ - İŞ DÜNYASI
EĞİTİM SAĞLIK
SPOR
Köşe Yazarları
Yerel Haberler
Günün Haberleri
Arşiv
Hava Durumu
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • ABONELERİMİZ
  • GENEL
  • GÜNCEL
  • İSTANBUL
  • KÜLTÜR SANAT
  • POLİS-ADLİYE
  • SİYASET
  • YEREL HABERLER
  • Köşe Yazarları
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Hava Durumu
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • ABONE VE REKLAM TARİFELERİ
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim