“Gençler Borçla Değil, Umutla Büyüsün!”
Türkiye’de eğitim, anayasal bir hak olarak tanımlansa da pratikte öğrenciler ve aileler büyük bir ekonomik yükle karşı karşıya. Harçlar, kayıt ücretleri, kitap ve doküman masrafları yetmezmiş gibi; yurt ücretleri, yemek, ulaşım, giyim ve diğer zorunlu ihtiyaçlar da öğrencilerin omzuna biniyor.
Özellikle ikinci öğretim, uzaktan eğitim ve açık öğretim öğrencilerinden harç ücreti alınması, eşit eğitim hakkını ciddi şekilde zedeliyor. Bunun yanı sıra, okul öncesi, ortaokul ve lise öğrencilerinden “okul aile birliği bağışı” adı altında zorunlu toplanan paralar, aileler üzerinde gizli bir yük oluşturmaya devam ediyor. Eğitim, çocuğun geleceği için bir yatırım olmalı; ailelerin borç yükü hâline dönüşmemeli.
“KYK Bursu Borç Değil, Destek Olmalı”
Bugün binlerce öğrenci KYK burs ve kredilerine başvuruyor. Ancak verilen destek çoğu zaman geri ödemeli kredi olarak veriliyor. Mezuniyet sonrası iş bulmakta zorlanan gençler, daha hayata yeni başlarken borçla yüzleşiyor. KYK bursları geri ödemesiz hale getirilmeli; öğrenciler umutla mezun olabilmeli.
“Çocukların Çantasında Defter Yerine Geçim Derdi Var”
Bir öğrencinin aylık yaşam masrafları; yurt veya kiralık ev ücreti, yemek giderleri, ulaşım, kitap ve kırtasiye masrafları, giyim ve diğer zorunlu ihtiyaçlar. Ailesinden imkânı olmadığı için yeterince destek alamayan öğrenciler, okula odaklanmak yerine çalışmak zorunda kalıyor. Oysa gençlerin görevi hayatta kalmak değil, geleceğe hazırlanmak olmalı.
Avrupa’nın birçok ülkesinde eğitim ücretsiz olmanın ötesinde, devlet öğrencilerin barınma ve yaşam giderlerini de destekliyor. Almanya’da öğrenciler harç ödemiyor, burs ve destek sistemleri güçlü. İskandinav ülkelerinde devlet, barınmayı ve yaşam masraflarını karşılıyor. Fransa’da yurt ve yemek destekleri, öğrencilerin temel ihtiyaçlarını karşılıyor. Bizde ise burslar yetersiz, yurt ve yemek masrafları yüksek, özel üniversiteler ve özel yurtlar ise fahiş fiyatlarıyla hayalleri satıyor.
Türkiye’de ihtiyaç sahibi öğrencilere sağlanan ve yeterli olmayan eğitim desteklerinin yanı sıra harç ücretleri adı altında alınan tüm ücretler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından karşılanmalıdır.
Eğitimin Tüm Masraflarını Devlet Üstlenmeli
Türkiye’nin artık radikal bir adım atması gerekiyor. Eğitimde fırsat eşitliği yalnızca sınıfa girmekle sağlanmaz; özgürce okuyabilmekle mümkündür. Bunun için harç ve kayıt ücretleri kaldırılmalı, kitap, doküman ve kırtasiye masrafları devlet tarafından karşılanmalı, yurt ve barınma giderleri ücretsiz veya sembolik ücretlerle sunulmalı, yemek, ulaşım, giyim gibi zorunlu ihtiyaçlara doğrudan destek sağlanmalıdır. KYK bursları geri ödemesiz hale getirilmeli, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinden “okul aile birliği bağışı” adı altında zorunlu tutularak alınan paralar kaldırılmalıdır.
Eğitim masraf değil; bir ülkenin geleceğine yapılan en stratejik yatırımdır.
“Geleceğe Umutla Bakmak”
Bir öğrenciye verilen ücretsiz defter, yarın Nobel’e uzanan bir yolun ilk adımı olabilir. KYK burslarının geri ödemesiz olması, gençlerin borç yükü olmadan, özgür fikirlerle mezun olmasını sağlar.
Eğitim hakkı bir lütuf değil; devletin asli görevlerinden biridir. Eğer bugün gençlerimizi borçsuz, masrafsız ve eşit koşullarda okutabilirsek, yarın bilgiyle, bilimle ve adaletle büyüyen bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edebiliriz.
Çünkü eğitim, satılamaz; geleceğin fiyatı olmaz.
Eğitimdeki eşitsizlik yalnızca ücretlerle sınırlı değil.
Kırsalda yaşayan öğrenciler, okullarına ulaşmak için kilometrelerce yol yürümek zorunda kalıyor.
Savaş bölgelerindeki çocuklar ise en temel hak olan güvenli eğitimden bile mahrum kalıyor. Geleceklerini şekillendirmeleri gerekirken, çatışma sesleri arasında büyüyorlar.
Atama bekleyen öğretmenler yıllarca umutla sıra beklerken, ülkenin dört bir yanında binlerce sınıf öğretmensiz kalıyor. Buna karşın, eğitim sisteminde ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz, geçici çözümlerle öğretmen emeği adeta değersizleştiriliyor. Oysa bu ülke, eğitimde kalıcı kadrolara ve liyakatle yapılmış atamalara muhtaçtır.
Malatya’dan Yükselen Feryat
Bu yazıyı kaleme alırken Malatya’nın Battalgazi ilçesine bağlı Alişar Mahallesi’nden velilerin sesini duymamak mümkün değil. İstanbul Ticaret Odası Şehit Servet Aktaş İlk ve Ortaokulu’nda yıllardır süren taşımalı eğitim uygulamasının bu yıl kaldırılması, velileri isyan noktasına getirdi. Kaymakamlık ve Milli Eğitim yetkilileriyle yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmış, öğrenciler ise ortada bırakılmış durumda.
Aileler haklı olarak soruyor; Özel servis ücretini herkes ödeyebilir mi? Çocuğunu okutmak için borca girmesi gereken bir veliden nasıl “eşit eğitim hakkından” söz edilebilir? Taşımalı eğitimin kaldırılması, yalnızca Malatya’da değil; Anadolu’nun pek çok köşesinde çocukların eğitim hakkının fiilen gasp edilmesidir.
Eğitim, devletin vazgeçebileceği bir hizmet değildir. Harçlarla, bağışlarla, borçlarla ya da taşımalı eğitimi ortadan kaldırarak öğrencilerin önüne engel koymak, bir ülkenin kendi geleceğini baltalamasıdır.
Türkiye’nin artık bu gerçeği görmesi gerekiyor. Eğitim masraf değil, geleceğe yatırımdır. Harçlar kaldırılmalı, KYK bursları geri ödemesiz olmalı, kırsaldaki ve savaş bölgelerindeki çocukların eğitim hakkı güvence altına alınmalı, öğretmenler kadrolu ve güvenceli olarak atanmalı, taşımalı eğitim kaldırılarak değil, güçlendirilerek sürdürülmelidir.
Bugün Malatya’dan yükselen çığlık, aslında tüm Türkiye’nin gerçeğidir. Eğer bu ses duyulmazsa, yarın hep birlikte cehaletin, eşitsizliğin ve adaletsizliğin bedelini ödeyeceğiz.
Çünkü eğitim hakkı ertelenemez, satılamaz, pazarlık konusu edilemez.






