“Güvenli Taksi, Güvenli Toplum!”
Her gün binlerce taksi trafiğe çıkıyor, yüz binlerce yolcu taşınıyor. Ama direksiyon başındaki şoför aslında direksiyonla değil, kaderle yarışıyor. Çünkü Türkiye’de taksici olmak, çoğu zaman ekmek parası uğruna hayatını tehlikeye atmak demek…
Son yıllarda medyaya yansıyan onlarca saldırı, darp, gasp ve cinayet olayı, artık bu mesleğin bir “şiddet mesleği” haline geldiğini düşündürüyor.
Avrupa’ya baktığımızda tablo çok net…
Londra’da, Berlin’de veya Paris’te taksilerde şoför ile yolcuyu ayıran kırılmaz cam bariyerler bulunuyor. Ödeme sistemi ise tamamen güvenli; kartla veya özel bir para bölmesinden yapılıyor. Böylece şoför ile yolcu fiziksel temasa geçmiyor. Türkiye’de ise gündeme getirilen kamera zorunluluğu tek başına yeterli değil. Kamera yalnızca olaydan sonra delil niteliği taşır. Oysa mesele kanıt değil, caydırıcılık. Bir şoför veya yolcu mağdur olduktan sonra kamerada kaydının olması, geride kalanlara teselli vermez.
Çözüm aslında belli; Kurşun ve darbeye dayanıklı cam bariyerler, kartlı ödeme sisteminin zorunlu hale gelmesi, nakit için güvenli ödeme bölmesi, acil durum butonu ile taksiden merkeze veya polise tek tuşla sinyal gönderilmesi.
Türkiye’de her yıl onlarca taksici saldırıya uğruyor. Resmî verilere göre son 10 yılda yüzlerce şoför hayatını kaybetti, binlercesi darp edildi. Bu rakamlar yalnızca buzdağının görünen kısmı. Çünkü çoğu saldırı şikâyet olmadığı takdirde kayıtlara bile geçmiyor.
Artık soruyu yüksek sesle sormanın zamanı geldi; Bir taksicinin veya yolcunun yaşamı neden bu kadar ucuz?
Avrupa’da sıradan bir güvenlik önlemi olan sistem, neden Türkiye’de hâlâ lüks kabul ediliyor?
Burada görev, yalnızca taksicilere değil, ilgili kurumlara da düşüyor.
Ulaştırma Bakanlığı, koruyucu nitelikteki güvenlik standartlarını mevzuata eklemeli. Belediyeler, ruhsat verirken bu sistemi zorunlu hale getirmeli. Taksiciler Odaları, üyelerinin hakkını savunarak bu reformu talep etmeli.
Türkiye, taksi güvenliğini “bir sonraki cinayet haberi” ile değil, bugünden konuşmak zorunda. Çünkü taksicilere sadece ekmek teknesi değil, aynı zamanda yaşama hakkı verilmeli. Direksiyon başında ölmek bu ülkenin kaderi değil, maalesef bir takım ihmallerin de sonucudur.
Hem şoför hem de yolcu güvenliği için “güvenli taksi, güvenli toplum.”







Çok yerinde bir konuya değinmişsin. Gerçekten de bu güvenlik meselesi oldukça önemli. Sadece şoförün de değil, yolcunun da hakkı. Umarım bu öneriler en kısa zamanda hayata geçirilir.