Görünmez Yaralar “Mülteci Kamplarında Çocuk Olmak”
Merhaba değerli okurlar, bugün köşe yazımda, poliklinik ışıklarının ve steril muayenehanelerin çok uzağında, sadece hayatta kalma mücadelesinin verildiği bir noktaya; mülteci kamplarındaki çocukların sağlığına dikkat çekmek istiyorum. Bir çocuk hekimi olarak biliyorum ki; bir çocuğun vatanı, onun güven içinde büyümesini sağlayan sağlığıdır. Ancak kamplardaki çocuklar, bu "vatandan" da mahrum kalma riskiyle karşı karşıya.
Zorlu Koşullar ve Sağlık Riskleri
Mülteci kampları, doğası gereği çocuk sağlığı için en büyük tehditleri bir arada barındırıyor. Hijyen imkanlarının kısıtlı olması, temiz suya erişimdeki zorluklar ve kalabalık yaşam alanları; ishal, tifo ve kolera gibi enfeksiyon hastalıklarının hızla yayılmasına zemin hazırlıyor. Ancak mesele sadece salgın hastalıklar değil. Beslenme yetersizliği (malnütrisyon), kamplarda çocukların gelişimi için gerekli olan protein ve vitaminlere erişiminin kısıtlı olması nedeniyle ortaya çıkıyor. Bu durum, çocukların sadece fiziksel gelişimini değil, beyin gelişimini ve bağışıklık sistemini de kalıcı olarak etkileyebiliyor. Göç yollarında ve kamplarda aksayan rutin aşı takvimi, çocukları kızamık ve çocuk felci gibi aslında önlenebilir olan ölümcül hastalıklara karşı savunmasız bırakıyor. Bir çocuğun fiziksel sağlığı, ruh sağlığından ayrı düşünülemez. Savaşın, kaybın ve belirsizliğin gölgesinde büyüyen çocuklarda görülen "Toksik Stres", bağışıklık sistemlerini içten içe zayıflatıyor.
Biz Neler Yapabiliriz?
Bu çocukların tek ihtiyacı sadece bir tas sıcak çorba değil; aynı zamanda sürdürülebilir bir sağlık desteğidir. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde kamp alanlarında mobil sağlık birimlerinin artırılması, salgınları önlemek için acil aşılama programlarının uygulanması, anne sütü desteği ve çocuk odaklı beslenme programlarının teşvik edilmesi hayati önem taşıyor.
Çocuk, nerede doğarsa doğsun, hangi dili konuşursa konuşsun sadece bir "çocuktur". Onların sağlığını korumak, sadece tıbbi bir görev değil, insanlık borcumuzdur. Unutmayın, sağlıklı bir toplum ancak her çocuğun eşit sağlık haklarına sahip olduğu bir dünyada mümkündür. Kendi çocuklarımıza gösterdiğimiz özeni, sınırların ötesindeki o masum gözlere de borçluyuz.
Sağlıkla ve vicdanla kalın.
Uzm. Dr. Farida Akbarova
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı







