AHA İSTANBUL- CHP İBB Meclis Üyesi Mimar Osman Güdü, İstanbula yüzer oto parklar projesinde kaygılı İBB Aralık ayı Meclis Toplantısında yaptığı konuşma ile duyurdu.
CHP İBB Meclis Üyesi Mimar Osman Güdünün İstanbula yüzer oto parklar projesi için kaygıları: İstanbulun yüzer otopark alanları olarak belirlenen yerlerin tamamı tarihi bölgeye kıyı olan SİT alanları. Buralarda değil 12 bin m2, bir m2lik alana bile çivi çakamazsınız. İstanbul tüm değerleri ile yaşatılması gereken bir tarih ve kültür kentidir. Bu kentin kaderi ona ihanet edecek hiçbir yöneticiye bırakılmamalıdır. Onlarında bu kenti yok etmeğe hakkı yoktur !
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisinin 2013 yılı Aralık ayı Meclis toplantılarında gündem dışı bir söz alarak Meclis Kürsüsünde konuşan CHP İBB Meclis Üyesi Mimar Osman Güdü İstanbula yapılması düşünülen İstanbula yüzer oto parklar projesikonusunu Meclis gündemine getirerek kaygılarını sıralayarak şunları söyledi;
İstanbulun tarihi ve turistik kıyı alanları, tepeden inme yeni bir karar ile bu kez de denizden talan edilecek. Binlerce yıllık tarihi ile bir Dünya Kültür Kenti olan İstanbulun bu değerlerini hiçe alacak karar,İSPARKtan geldi. İstanbula yüzer oto parklar geliyor. Deniz alanları kullanılarak oto park sorununa çözüm sağlanacakmış. Hazırlanan taslak projelerde atıl durumdaki şehir hatları vapurları, yeniden elden geçirilerek yüzen otopark haline getirilecekmiş. İşin garip tarafı ilk etapta 400 araç kapasiteli yüzen otopark devreye alınacak, daha sonra da kapasite artışına gidilecekmiş.
Yüzen oto parkta, 400 otomobilin park edeceği bir alan ve buna bağlı olarak kafeteryalar, dinlenme alanları, sanat galerileri de yer alacakmış. Ve bu otoparklar 24 saat hizmet vererek İstanbulun otopark sorununa çözüm yaratacakmış. İfade edilen 400 araçlık park için, her araç başına, ara ulaşım ve giriş çıkış yolları ile ortalama 25 m2lik bir alan hesabı ile toplam 10.000 m2 alan gerekli. Eğer diğer hizmet alanlarını da (Kafeteryalar,sanat galerileri,dinlenme alanları v.s) katacak olursak 12-15.bin m2 alan gerekir. Siz hiç 15 Bin m2lik atıl bir şehir hatları vapuru gördünüz mü.? Bu nasıl bir açıklama, nasıl bir düzen.
Şeytanın bile aklına gelmeyecek bu kent rantlarının sömürülmesi için yaratılan bu mucize projeleri, kimler nasıl ortaya çıkarıyor?Düşünebiliyor musunuz? İstanbulun en müstesna alanlarında Sirkeci, Kazlıçeşme, Üsküdar ve Hareme yakın noktalarda yüzer otoparklar yer alacak. İstanbulun yoğun trafik sıkışıklığının yaşandığı noktalarda vatandaşlar araçlarını bu otoparklara bırakarak, Marmaraya binip istediği noktaya ulaşacakmış. Özellikle Marmarayın devreye girmesi, bu projenin uygulanmasının gereğini ortaya çıkarmış. Ne gariptir ki uzmanlar, Marmaray projesinde raylı sistem ile diğer ulaşım ağlarının entegrasyonunun olmadığı projenin taa başında belirtilmişti.
Şimdi bu sorunun çözümü adına ortaya konan projeye bakın. Projenin savunması yapılırken uygulandığı Japonya ve Kanadadan örnekler verilmiş. Bu iki ülkenin, hele Japonyanın kent yoğunlukları ve araç sayıları ile kent alanlarının oranlarına bakıldığında kaçınılmaz sonucu görmek mümkün. Ancak bir şart ile orada bu amaçla yaratılacak bir rant yok.Otopark fonksiyonu ile ticari fonksiyonun aynı alanda uygulanması hangi planlama kurallarında var.! Ama deniz üzerinde yaratılacak bu rantın, yağmanın, bu ve buna benzer çılgın projelerle yapıldığını da çok iyi görüyoruz.
Yapılacak bu uygulama ile raylı sistem ve deniz ulaşımına teşvik hedefleniyormuş. İstanbulun yüzer otopark alanları olarak belirlenen yerlerin tamamı tarihi bölgeye kıyı olan SİT alanları.Buralarda değil 12 bin m2, bir m2lik alana bile çivi çakamazsınız.Ama ne yazık ki tüm yasa ve yönetmelikler kurul kararlarına rağmen İstanbulda ben yaptım oldu anlayışının bu kadar çılgınca bir proje ile devamı tartışmaya açılıyor.
Strasburgda 18 Mart 1992de Avrupa Konseyi yerel yönetimler konferansında otomobil ve ulaşımda tercihler ile ilgili sonuçta; yavaş ama kesin biçimde otomobil kentleri öldürmektedir. İkisi bir arada olamayacağından 2000li yıllar otomobil yada kentten birini seçmenizi zorunlu kılacaktır. Daha yalın bir ifadeyle, Avrupa Kentsel Şartı önümüze iki seçenek koymaktadır; Ya kent ya otomobilBinlerce bilim adamının ortaya koyduğu bu gerçeğe rağmen bir Dünya kenti olan İstanbulda tercihin neden otomobilden yana olduğu sorgulanmalıdır. İstanbul tüm değerleri ile yaşatılması gereken bir tarih ve kültür kentidir. Bu kentin kaderi, ona ihanet edecek hiçbir yöneticiye bırakılmamalıdır. Onlarında bu kenti yok etmeğe hakkı yoktur !
CHP İBB Meclis Üyesi Mimar Osman Güdünün İstanbula yüzer oto parklar projesi için kaygıları: İstanbulun yüzer otopark alanları olarak belirlenen yerlerin tamamı tarihi bölgeye kıyı olan SİT alanları. Buralarda değil 12 bin m2, bir m2lik alana bile çivi çakamazsınız. İstanbul tüm değerleri ile yaşatılması gereken bir tarih ve kültür kentidir. Bu kentin kaderi ona ihanet edecek hiçbir yöneticiye bırakılmamalıdır. Onlarında bu kenti yok etmeğe hakkı yoktur !
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisinin 2013 yılı Aralık ayı Meclis toplantılarında gündem dışı bir söz alarak Meclis Kürsüsünde konuşan CHP İBB Meclis Üyesi Mimar Osman Güdü İstanbula yapılması düşünülen İstanbula yüzer oto parklar projesikonusunu Meclis gündemine getirerek kaygılarını sıralayarak şunları söyledi;
İstanbulun tarihi ve turistik kıyı alanları, tepeden inme yeni bir karar ile bu kez de denizden talan edilecek. Binlerce yıllık tarihi ile bir Dünya Kültür Kenti olan İstanbulun bu değerlerini hiçe alacak karar,İSPARKtan geldi. İstanbula yüzer oto parklar geliyor. Deniz alanları kullanılarak oto park sorununa çözüm sağlanacakmış. Hazırlanan taslak projelerde atıl durumdaki şehir hatları vapurları, yeniden elden geçirilerek yüzen otopark haline getirilecekmiş. İşin garip tarafı ilk etapta 400 araç kapasiteli yüzen otopark devreye alınacak, daha sonra da kapasite artışına gidilecekmiş.
Yüzen oto parkta, 400 otomobilin park edeceği bir alan ve buna bağlı olarak kafeteryalar, dinlenme alanları, sanat galerileri de yer alacakmış. Ve bu otoparklar 24 saat hizmet vererek İstanbulun otopark sorununa çözüm yaratacakmış. İfade edilen 400 araçlık park için, her araç başına, ara ulaşım ve giriş çıkış yolları ile ortalama 25 m2lik bir alan hesabı ile toplam 10.000 m2 alan gerekli. Eğer diğer hizmet alanlarını da (Kafeteryalar,sanat galerileri,dinlenme alanları v.s) katacak olursak 12-15.bin m2 alan gerekir. Siz hiç 15 Bin m2lik atıl bir şehir hatları vapuru gördünüz mü.? Bu nasıl bir açıklama, nasıl bir düzen.
Şeytanın bile aklına gelmeyecek bu kent rantlarının sömürülmesi için yaratılan bu mucize projeleri, kimler nasıl ortaya çıkarıyor?Düşünebiliyor musunuz? İstanbulun en müstesna alanlarında Sirkeci, Kazlıçeşme, Üsküdar ve Hareme yakın noktalarda yüzer otoparklar yer alacak. İstanbulun yoğun trafik sıkışıklığının yaşandığı noktalarda vatandaşlar araçlarını bu otoparklara bırakarak, Marmaraya binip istediği noktaya ulaşacakmış. Özellikle Marmarayın devreye girmesi, bu projenin uygulanmasının gereğini ortaya çıkarmış. Ne gariptir ki uzmanlar, Marmaray projesinde raylı sistem ile diğer ulaşım ağlarının entegrasyonunun olmadığı projenin taa başında belirtilmişti.
Şimdi bu sorunun çözümü adına ortaya konan projeye bakın. Projenin savunması yapılırken uygulandığı Japonya ve Kanadadan örnekler verilmiş. Bu iki ülkenin, hele Japonyanın kent yoğunlukları ve araç sayıları ile kent alanlarının oranlarına bakıldığında kaçınılmaz sonucu görmek mümkün. Ancak bir şart ile orada bu amaçla yaratılacak bir rant yok.Otopark fonksiyonu ile ticari fonksiyonun aynı alanda uygulanması hangi planlama kurallarında var.! Ama deniz üzerinde yaratılacak bu rantın, yağmanın, bu ve buna benzer çılgın projelerle yapıldığını da çok iyi görüyoruz.
Yapılacak bu uygulama ile raylı sistem ve deniz ulaşımına teşvik hedefleniyormuş. İstanbulun yüzer otopark alanları olarak belirlenen yerlerin tamamı tarihi bölgeye kıyı olan SİT alanları.Buralarda değil 12 bin m2, bir m2lik alana bile çivi çakamazsınız.Ama ne yazık ki tüm yasa ve yönetmelikler kurul kararlarına rağmen İstanbulda ben yaptım oldu anlayışının bu kadar çılgınca bir proje ile devamı tartışmaya açılıyor.
Strasburgda 18 Mart 1992de Avrupa Konseyi yerel yönetimler konferansında otomobil ve ulaşımda tercihler ile ilgili sonuçta; yavaş ama kesin biçimde otomobil kentleri öldürmektedir. İkisi bir arada olamayacağından 2000li yıllar otomobil yada kentten birini seçmenizi zorunlu kılacaktır. Daha yalın bir ifadeyle, Avrupa Kentsel Şartı önümüze iki seçenek koymaktadır; Ya kent ya otomobilBinlerce bilim adamının ortaya koyduğu bu gerçeğe rağmen bir Dünya kenti olan İstanbulda tercihin neden otomobilden yana olduğu sorgulanmalıdır. İstanbul tüm değerleri ile yaşatılması gereken bir tarih ve kültür kentidir. Bu kentin kaderi, ona ihanet edecek hiçbir yöneticiye bırakılmamalıdır. Onlarında bu kenti yok etmeğe hakkı yoktur !





