AHA-ISPARTA-
İsrail’in insanı yardım götüren 6 Türk Gemisine yaptığı saldırı İnsani Yardım Vakfı Isparta Temsilciliği tarafından düzenlenen ve binlerce kişinin katıldığı eylem ile Isparta’da protesto edildi. Eylemde, saldırıda hayatını kaybeden 19 kişi için dualar edildi, gıyabi cenaze namazı kılındı ve İsrail bayrağı yakıldı.
Yaptığı zulümler ve insanlık dışı hareketler ile dünyanın tepkisini üzerine çeken İsrail devleti, dün çirkin yüzünü bir kez daha gösterdi. İsrail güvenlik güçleri, ‘Rotamız Filistin, Yükümüz insanı yardım’ Kampanyası çerçevesinde Filistin’e yardım götüren ve Cumartesi günü Mersin’den yola çıkan 6 Türk Gemisi’ne operasyon düzenledi. Operasyonlarda 19 kişi öldü. Bunlardan 9’u Türk.
İsrail’in defalarca yaptığı zulümlerden sonuncusu olan bu Gemi operasyonu dün Türkiye’nin bir çok ilinde olduğu gibi Isparta’da da düzenlenen geniş kapsamlı eylemlerle protesto edildi. Eylemlerde İsrail Devlet sert bir dille eleştirilerek lanet edildi.
İnsani Yardım Vakfı (İHH) Isparta Temsilciliği tarafından dün saat 13.30’da Belediye İşhanı önünde ‘İsrail’i Protesto’ Eylemi gerçekleştirildi. Eyleme; İHH Isparta Temsilcisi Halil İbrahim Karadaş, İsrail’in saldırı düzenlediği gemide olduğu için dünkü protesto eylemine katılamadı. Onun yerine İHH Isparta Temsilciliği yöneticisi Celal Altınsoy ve diğer yöneticiler, Anadolu Gençlik Derneği Isparta Şubesi Başkanı Ahmet Tahir Akçil ve dernek üyeleri, Memur – Sen Isparta Temsilcisi ve Diyanet – Sen Isparta Şube Başkanı Osman Akçil, Saadet Partisi İl Başkanı Mahmut Bilgiç, İl Sorumlusu Cevat Gencay, Ak Parti İl Başkanı Mehmet Uğur Gökgöz ve Merkez İlçe Başkanı Kamil İnci, Kültürevi Derneği Başkanı Ramazan Taner Büyükküpçü, Şuurlu Öğretmenler Derneği Başkanı Doğan Silleli, Hukukçular Derneği Yöneticisi Osman Zabun ve bine yakın vatandaş katıldı.
Protesto Eyleminin ilk konuşmasını İHH Isparta Temsilciliği yöneticisi Celal Altınsoy yaptı. Atasoy konuşmasında, İHH Isparta Temsilcisi Halil İbrahim Karadaş’ın da İsrail’in saldırıda bulunduğu Gemide olduğunu belirterek şunları söyledi; “Siyonist İsrail vahşi yüzünü bu sabah bir kez daha gösterdi. Vicdanların sesine kulak verip bir açık hava hapishanesine çevrilen Gazze'ye, İnsani yardım ulaştırmaktan başka bir amaçlan olmayan kardeşlerimize karşı askeri bir saldın yaptı. Bu saldırıda ilk önce 3 olarak açıklanan ama sayısının artmasından korktuğumuz şehitlerimiz var. Onlarcası yaralandı. Haydut Siyonist rejimin İnsani yardım gemilerine saldırdığı bölge Akdeniz'in uluslar arası sulandır. Bu saldırı açıkça bir korsanlıktır. Buradan hükümete sesleniyoruz; Uluslararası hukuka göre açık denizde seyreden bir gemi, üzerinde bayrağını taşıdığı ülkenin bir parçasıdır. Yani yapılan saldın İnsani yardım taşıyan gemiye değil direk Türkiye 'ye yönetilmiş bir saldırıdır. Verilecek cevap buna göre verilmelidir. Bir ülkenin sınır karakoluna saldırılması ile uluslararası sularda seyreden bir gemiye saldırılması arasında hiçbir fark yoktur. Onurlu bir ülkenin her şarta, vatandaşlarını, topraklarını koruması ve yapılan saldırılara cevap vermesi gerekir.
Akdeniz'in uluslararası sularda saldırıya uğrayan yardım gemisi bu vatan toprağının bir parçasıdır. Bu gemide yaşanan katliamın hesabı Siyonist rejimden sorulmalıdır. Şu anda gemide onlarca yaralı bulunmaktadır. Buradan devlet yetkilerine sesleniyoruz; bu yaralılar ve savunmasız siviller derhal bu katillerin elinden kurtarılmalıdır. Bu sabah uluslararası sularda uğradıkları saldın sonucu şehit olanlar ve yaralananlar taşıdıkları bayrağın yani Türkiye'nin himayesi altındaydılar. Bu saldın kesinlikle boş kınama ve temenni mesajları ile geçiştirilemez. Derhal gemilere ulaşılarak yararılar kurtarılmaktadır.
Bu sabah yaşanan saldın vahşi Siyonist katillerin ilk cürümü değil, böyle giderse sonuncusu da olmayacaktır. Yıllardır İsrail katliamları sürüp giderken; zulümle beslenen bu anlayışın mağdurları her gün can çekişiyor. Gün geçmiyor ki Filistin topraklarından hüzün feryatları gökyüzünü inletmesin. Burada gökten yağmur, Filistin'de ise yağmur yerine bombalar yağıyor. Hem de fosforlusundan! Daha kaç ay önce, 2009 yılının başında; İsrail'in "Dökme Kurşun" adlı operasyonu ile tam 1500 Can, çoluk çocuk, yaşlı genç, kadar erkek ve bebekler, Siyonistler tarafından öldürüldü. Hem de acımasızca ve tüm dünyanın gözünün içine baka baka.. Eğer yüreğiniz el veriyorsa hep beraber seyirci kalalım. Hem de sonsuza kadar! Yok, şayet buna bir dur demek gerekiyorsa, şimdi değil de ne zaman?
Bunun için kenetleniyoruz, bunun için kenetleneceğiz.
Yıllardır süren acımasız zulüm yetmiyormuş gibi, tam dört yıldır, zalim İsrail tarafından; tarihin en büyük açık hava hapishanesine dönüştürülen bir koca şehir var! Adı Gazze. Dört yıldır süren bir ambargo! Bebeklerin mamalarını, çocukların oyuncaklarını bile korku ve endişe ile karşılayan, onlara hiç acımayan, taş üstüne taş koymayan, dirilerine yaşam hakkı vermeyen, ölülerine saygı duymayan, soykırımın en canicesini uygulayan, başkalarına ait bir sahil şeridini, kendi keyfi tasarrufu ile abluka altına alan, bir yudum suyu, bir tablet ağrı kesiciyi geri çeviren, milyonlarca insanı bir lokma ekmeğe muhtaç eden, zalim, korsan, acımasız bir anlayış!
Bu acımasız zulme seyirci mi kalacağız? Asla! Somali karasularında meydana gelen "Deniz Korsanlığı" bir bakıma "çete" korsanlığı sayılabilir. Gazze karasularında yapılan bu hukuk ihlali bundan da beter. Tam olarak İsrail'e yakışan bir "Devlet Terörü", kelimenin tam anlamı ile "Devlet Korsanlığı"dır.
Dokuz gemi, On bin ton yardım malzemesi, elli'ye yakın ülke vatandaşının katıldığı, yedi yüz civarındaki yardım gönüllüsü insan ile birlikte, İHH öncülüğünde; "Rotamız Filistin, Yükümüz İnsani Yardım/Özgürlük" sloganı ile yola çıkan Uluslar arası Yardım Organizasyonu, onurlu bir misyon yüklenerek karanlığa ışık tutmuştur. Karanlıklar, ışık doğduğunda geri dönmek, çekilmek zorundadır. Bu hep böyle olmuştur. Şimdi de böyle olacaktır.
Siyonist İsrail, yıllar önce Nazi zulmü altında aşağılanmaktan intikam alırcasına, insanları aşağılamaktan, Filistin ve Gazzelilere, Nazileri aratan zulümleri ile zulüm üstüne zulüm işlemekten zevk alıyor. Kendi kendine keyfi hukuk ihdas eden, her istediğini yapmaya alışmış şımarık bir çocuk edasındaki bu zalim devlet, tüm uluslararası hukuku ayaklar altına alarak çiğnemektedir. Dünyanın pek çok ülkesindeki sivil insiyatif gerekeni yapmıştır ve yapacaktır. İsrail'in içinde bile, bu barbarlığa isyan bayrağını açanların varlığı, durumun^ vahametini daha açık bir şekilde bize göstermektedir.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir, olmayacaktır. Bu İsrail zulmüne karşı, uluslararası bir İntifada hareketidir. Bu bir uluslararası sivil insiyatif organizasyonudur. Bu zulme başkalarının, tarihin şerefli sayfalarında yer alacak özgürlük hareketinin şanlı bir eylemidir. Sonucu ne olursa olsun, asla mağlup sayılmayacağımız, tarihi tanık tuttuğumuz ve bizzat şahit olduğumuz, bu organizasyonun bir parçası olarak içinde bulunmaktan şeref duyduğumuz onurlu bir duruştur. Bu yaşananlar; savaşan ruhsuz, zalim bir devlet ve üstün bir teknolojiye karşı, iyilik dolu cesur yüreklerin karşı koyma asaletidir.
Tüm bu yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız, atacağımız her adım, soluduğumuz her nefes, alacağımız her karar, koyacağımız her katkı, taşıdığımız sorumluluk gereği, geleceğimize ilişkin olarak, tarihe ayna tutan en çetin sınavlarımızdan biridir.
Bundan alnımızın akı ile çıkmak zorundayız. Biz; üzerimize düşeni yapmakla mükellef değil miyiz? Zoru; Birlikte, sevgi ve kardeşlik, birlik ve beraberlik ile, elele, gönül gönüle, paylaşarak aşacağız! Yeter ki, Bir ve Beraber olalım! Kardeşçesine..Sonuç nasıl olursa olsun, tüm karanlıklara inat, kazanan; İnsan hakkı, onuru olacaktır! "Filistin davası kendisine özgürlüğü yakıştıran bütün Özgür insanların davasıdır” dedi.
Daha sonra kürsüye Anadolu Gençlik Derneği Isparta Şubesi Üniversite Komisyonu Başkanı Osman Gökçepınar geldi. Gökçepınar konuşmasında şunları söyledi; “Irkçı emperyalistlerin elebaşısı İsraîl, ABD'den aldığı destekle cinayetlerinde sınır tanımıyor. Vahşi yüzünü bu kez insani yardım için dünyanın çeşitli yerlerinden harekete geçen insanlara gösteren işgalci İsrail, bu sabaha karşı Gazze filosuna saldırmıştır. Bu sabah erken saatlerde 6oo'e yakın Filistin gönüllüsüyle birlikte Filistin'e yardım taşıyan gemilerimize İsrail askerleri çıkarma yapmış ve bir çok kardeşimiz katledilmiştir. Menfur saldırılarda 10'un üzerinde kardeşimiz de yaralanmıştır.
Mü'minler bir vücudun azaları gibidir. Filistin davası, İslam ümmetinin ortak davasıdır. Filistin davası için yola çıkan gemilere yapılan saldırı İslam dünyası için önemli bir tehdittir. İslam dünyasındaki tüm müminler, mümkün olan her şekilde, Filistin'i ve Filistin sevdalılarını savunmakla yükümlüdürler.
Filistin davası Asr-ı Saadetten Osmanlı'ya uzanan bir mana ihtiva eder. Filistin,
bize "Kanla alınan bu topraklar parayla satılamaz" diyen cennet mekan
Abdülhamid Han'ın hatırasıdır. Mescid-i Aksa "Allah Resulü'nün miraca çıktığı,
yıllarca Müslümanlara kıblegâh olmuş, üçüncü harem düşmanın elinde iken bana
uyumak yaraşır mı" diyen Selahattin Eyyubi'nin bize emanetidir. Filistin, 40 yıllık
siyasi hayatını Siyonizm ile mücadeleye adamış Milli Görüş Lideri Necmettin
Erbakan'ın bîze öğütüdür. Bu nedenle bizim bu menfur saldırıya seyirci kalmamız
mümkün değildir. Anadolu Gençlik Derneği olarak "haksızlıklar karşısında susan
dilsiz şeytandır" sözü gereğince bu saldırıları bütün şiddetiyle lanetlediğimizi
belirtmek istiyoruz.— şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil
şifalar diliyoruz.
Bu, Siyonist İsrail'in yaptığı ne ilk ne de son katliamıdır. İsraîl, karakterine uygun bir şekilde hareket etmektedir. Bütün İslam âleminin yükünü üzerinde taşıyan Filistin bugün kan revan içindedir. Batmış bir ekonomiye, işgal edilmîş topraklara, yıkılmış okullara, açlığa, susuzluğa ve hastalığa rağmen hala o toprakları bırakmamak için mücadele veren Filistin, gerçek bir destek beklemektedir. İşte bu destek için yola çıkan yardım gemileri Siyonistlerin saldırısına maruz kalmıştır. Medeniyetler ittifakından bahseden, dünyaya barış ve özgürlük çağrıları yapan Batı dünyasının sahte yüzü, İsrail'in gerçekleştirdiği katliamlara sessiz kalmasıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Filistin halkı, insanlığın sessiz bakışları arasında yok edilmeye çalışılırken, İslam dünyasının tespih tanesi misali dağınıklığı ise İsrail'e cesaret verip, katliamlarını pervasızca uygulamalarına sebep olmaktadır. Koskoca İslam alemi, anlamlı bir tepkiden yoksun durumdadır. İsrail'in yardım filosuna yaptığı saldırı aslında İslam Medeniyeti'nin ne kadar ulvi, karşısındaki medeniyetlerin de ne . kadar sahte olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. Mekke'de, Kudüs'te, Endülüs'te ve îstanbul'un fethinde sergilenen muhteşem insanlık manzaraları ve asil davranışların esamesi bugün ABD ve İsrail gibi zorba devletlerin eylemlerinde okunmamaktadır. Bir tarafta "Zımmiye eziyet veren, bana eziyet vermiştir." hadisine riayet ederek gittikleri her yere sükunet ve barış götüren İslam medeniyeti, diğer taraftan yardım gemilerine dahi saldırabilen gözü dönmüş batı medeniyeti. Aradaki farkı dünya kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.
Üzerinde Türk bayrağı dalgalanan ve yetkililerden İzin alınarak yola çıkan bir • gemi üstelik uluslar arası sularda başka bir devletin saldırısına maruz kalmıştır. Bu gemi mürettabatının başına gelen olaylardan hükümetimiz de sorumludur. Bu sorumluk bir takım açıklamalarla geçiştirilemeyecek kadar önemli bir hadisedir. Yetkilileri derhal kayda değer tedbirler almaya davet ediyoruz. Osmanlı'dan aldığı mirasla İslam dünyasının hamisi konumunda olan ve bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan Türkiye'ye büyük görevler düşmektedir. Bu toprakların evlatları İstanbul'da, Diyarbakır'da, Rize'de, Adana'da ve yurdun hemen her yerinde haksızlığa, zulme, vahşete, katliama, çifte standarda karşı şiddetli bir infial içindedir. Çünkü ölen her Filistin sevdalısı bizim evladımız, bizim kardeşimiz, bizim, anamız, babamızdır. Yetmiş beş milyonluk Türkiye, hep birlikte İsrail'le lanet yağdırmaktadır. Milletimiz, bu duyarlılığı şimdi de iktidardan beklemektedir. Yetkilileri, üzerlerine düşen vazifelerini yerine getirmeye davet ediyoruz. Genelde Filistin sorununu ve bilhassa da Gazze'de yaşanan insanlık dramını görmezden gelemeyeceğini her fırsatta tekrarlayan Hükümet, söylemini pratiğe aktarmak durumundadır. Somali açıklarında korsanların ticari gemilere saldırısına karşı donanma gücünü görevlendiren Türkiye devletinin İsrail korsanlığı karşısında demeçle, beyanatla, kınama_ mesajı ile yetinmesi açık bir tutarsızlık olacaktır. Hükümet, zulme daha fazla ortak olmamak adına İsrail'le olan bütün diplomatik, v ticari ve askeri ilişkilerine son vermelidir. Başbakan, BOP eşbaşkanlığından derhal istifa etmeli ve Yahudi lobilerinden aldığı cesaret madalyasını geri iade etmelidir.^ Bu saldıralar kimin dost kimin düşman olduğunu açıkça belli etmiştir. Senelerdir Müslüman kardeşlerimize yapmadıkları işkenceyi bırakmayan İsrail'le dost olunamayacağı bu saldırılarla bir kez daha görülmüştür. Bu açıdan Meclis'teki Türk-İsrail dostluk gurubunun bir hükmü kalmamıştır, derhal lağvedilmelidir. İsrail tel'inden ve kınamadan anlamaz. O, ancak müeyyideden anlar>İslam Ümmeti artık acizliği bir kenara bırakıp İsrail'e hak ettiği karşılığı vermelidir. Türkiye'nin öncülüğünde sekiz İslam ülkesinin bir araya gelerek kurdukları D-8'in işlevselleştirilmeli ve bu organizasyon aracılığıyla bütün İslam alemi adına saldırılara karşı gerekli cevap gür bir şekilde verilmelidir. İsrail'in yaptıkları yanına kar kalmamalıdır.
Gün mücadele günüdür. Gün, Filistinli kardeşlerimizle birlik olma günüdür. Filistin davası İslam ümmetinin en büyük imtihanlarından biridir. Bu imtihandan alnımızın akıyla çıkmamız gerekmektedir. Filistinli kardeşlerimizin çektikleri acılar bizim acılarımız, onların feryatları, akan gözyaşları bizim gözyaşlarımızdır. Anadolu Gençlik Derneği olarak İsrail ordusunun yardım filosuna yaptığı baskını tekrar lanetliyor, kardeşlerimizin bir an önce serbest bırakılmasını bekliyoruz./ Filistinimizi yok etmeye çalışan siyonistler ve onların uluslararası destekçileri çok iyi bilmeliler ki, Filistin davası bizim onurumuzdur, bizler var olduğumuz müddetçe Filistin'i yok edemeyeceklerdir” dedi.
Memur – Sen İl Temsilcisi ve Diyanet – Sen Isparta Şubesi Başkanı Osman Akçil de konuşmasında; “Terörist devlet İsrail’in Filistin'e insani yardım götüren gemiye yaptığı baskını şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Mazlum Filistin halkına insani yardım götürmekten başka amacı olmayan ve İsrail askerleri tarafından vahşice öldürülen şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına, milletimize ve tüm İslam alemine başsağlığı dilerken, yaralılara da acil şifalar diliyoruz.
Bu saldırı tüm insanlığa karşı yapılmış bir saldırıdır. Başta milletimiz olmak üzere bütün insanlık bu vahşete seyirci kalmayacak, gerekli tepkiyi gösterecektir.
Haydut devlet İsrail, sadece insani yardım taşıyan gemilere saldırarak uluslar arası hukuku ihlal etmiş ve suç işlemiştir. Bu saldırıyı yapanlar ve saldırı emrini verenler derhal uluslar arası mahkemelerce yargılanarak hak ettikleri ağır cezalara çarptırılmalıdır.
Kadın, çocuk, yaşlı ve yardım konvoyu demeden insanlara saldıran ve bunu bir alışkanlık haline getiren İsrail’in uluslar arası meşruiyeti olamaz, olmamalıdır.
Son katliamdan sonra tüm dünya devletleri ve uluslar arası kuruluşlar bu katil devletin uluslar arası meşruluğunu tartışmaya açmalıdır.
Başta ülkemiz olmak üzere tüm dünya ülkeleri, katil devlet İsrail’le askeri ve ekonomik işbirliğini tamamen bitirmelidir. Diplomatik ilişkilerine son vermelidir.
Türkiye, İsrail büyükelçisini acilen Ankara’ya çağırmalı, İsrail büyükelçisini de sınır dışı etmelidir. Tüm dünya ülkeleri ambargo uygulayarak İsrail’i tecrit etmelidir. Spor etkinlikleri başta olmak üzere İsrail tüm uluslar arası yarışmalara sokulmamalı, uluslar arası resmi ve sivil tüm kuruluşlardan üyeliği silinmelidir.
Buradan sessiz kalarak bu suça ortak olan Birleşmiş Milletler (BM), İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ve diğer uluslararası kuruluşlara sesleniyoruz: İnsanlık İsrail’in zulmü altında eziliyor, daha ne diye susuyorsunuz. Uluslar arası yaptırımları niye yürürlüğe koymuyorsunuz?
Uluslararası bütün insani kuruluşlar, İsrail’in bu saldırısına karşı ortak tavır geliştirmelidir. Uluslararası insan hakları dernekleri, bu insanlık ayıbını ortak bir bildiri ile kınamalı ve İsrail ve İsrail’le bağlantılı kuruluşların uluslararası toplumdan dışlanması için girişim başlatmalıdır.
Filistin’e insani yardım ulaştırma çalışmalarıyla birlikte ülkemizde terörist saldırıların artması da son derece manidardır. İsrail ordusunun Akdeniz sularında insani yardım gemilerini taciz ettiği dakikalarda Hatay’ın İskenderun İlçesi’nde teröristlerce askeri birliğe düzenlenen saldırıda 6 askerimiz şehit olurken, 9 askerimiz de yaralanmıştır. Dün ise, Şırnak’ta çıkan çatışmada 3 askerimiz ile Siirt’te pusuya düşürülen 3 korucu şehit olmuştu.
Bu hususun da üzerinde durulması, ülkemiz içindeki terör hareketlerindeki terörist devlet İsrail’in etkisinin araştırılması gerekmektedir. İsrail’den böyle bir hainlik gerçekleştirmesi, yurtiçindeki hainlerin de bunun taşeronluğunu üstlenmesi beklenmeyecek bir durum değildir. Bu vahşi olay karşısında milletimizin meşru hukuk içerisinde göstereceği her türlü tepki yerinde ve anlamlı olacaktır. Bu duygular içinde tekrar tüm insanlığın başı sağolsun diyor, şehitlerimize rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen Kültürevi Derneği Başkanı Ramazan Taner Büyükküpçü de konuşmasında; “Bugün çok önemli bir noktadayız. Her zaman yer yüzünü kana bulamaktan çekinmeyen ve arkasına da Amerika Birleşik Devletlerini alan Filistin’i telin için buradayız. Yer yüzünde Müslümanlara zulüm edenler yine karşılarında Müslümanları bulacaklardır. Çünkü, bu dünyada bir Müslümanın halinden en iyi başka bir Müslüman anlar. Onun için diyoruz ki, Allah yolunda şehit olanlar ölmezler. Bizim ölülerimiz şehittirler. Ama onların ölüleri leştir. Onun için İsrail’e buradan kahrolsun İsrail diyoruz.
Türkiye olarak, dünya düzeni tanımaz, hukuk tanımaz İsrail’e artık gereken cevap verilmelidir. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Bugün Filistin’e eden yarın bize de aynı zulmü edecektir. Kaldı ki, biz Filistinli kardeşlerimizin her zaman yanındayız. Onlara yapılan zulüm bize yapılmış demektir. Bu olanlar neden oluyor dersiniz. Biz bugün Türkiye olarak kıblemizi batıya çevirmemizden oluyor tüm bunlar. Onun için Allah’a verdiğimiz sözü, vaadi yerine getirmek zorundayız” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen ve İLKDER adına bir konuşma yapan Elif Karabacak da konuşmasında, “Müslüman kardeşlerimizi canlı yayınla seyrettiğimiz televizyonlarda göz göre şehit olduklarını görüyoruz. Filistin’deki Müslüman kardeşlerimize yapılan zulme ardık bir dur demeliyiz. Bu böyle gitmez. Onlar orda katledilirken bizler burada bakıyoruz. Artık bir şeyler yapılması lazımdır. Burada konuşup evlerimize gidip sıcak yataklarımıza yatmakla da olmaz bu işler. Türkiye’de en üstteki yetkiliden en alttaki kişiye kadar herkes üzerine düşeni yapmak durumundadır” dedi.
Şuurlu Öğretmenler Derneği Başkanı Emekli Öğretmen Doğan Silleli de konuşmasında; “İsrail’i lanetliyoruz. Ona destek olan Amerika Birleşik Devletlerini lanetliyoruz. Filistin sahipsiz değildir, Ortadoğu sahipsiz değildir. Çünkü, oradaki Müslüman kardeşlerimizin yanında biz varız. Türkiye vardır. Biz öğretmenler yani ilim adamları olarak İsrail’i lanetliyoruz, yaptığının yanına kar kalmaması için elimizden geleni yapacağımızı buradan açıkça deklare ediyoruz. Sonuna kadar Filistinli kardeşlerimizin arkasındayız” dedi.
Daha sonra Hukukçular Derneği adına Osman Zabun bir konuşma yaptı. Zabun da konuşmasında; “Bu olanların, yaşananların siyasetle uzaktan yakından alakası yoktur. Onun için bugün burada siyaset yapmak yanlıştır ve yeri de değildir. Bugün yaşananlar zulümdür, insanlık dışı hareketlerdir. Zulümle yoğrulmuş İsrail devletine acilen gereken cevap verilmelidir. Buradaki hassasiyet, bugün Gemilere yapılan saldırı aslında bugün ortaya çıkmış fevri bir saldırı değildir. İsrail’in yıllardır ortadoğuda uyguladığı zulmün uzantısı bir saldırıdır. Şimdi birlik zamanıdır. Siyaseti bir kenara bırakıp, İsrail’e karşı bir olduğumuzu, bütün olduğumuzu gösterme zamanıdır” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen Ak Parti İl Başkanı Mehmet Uğur Gökgöz de konuşmasında şunları söyledi; “İsrail’i lanetliyorum. İsrail zulmü çok iyi bilir, İsrail adam öldürmeyi çok iyi bilir. İsrail masum çocukları katletmeyi çok iyi bilir. Son yaptığı saldırı İsrail’in son marifeti değildir. İsrail’in yapmış olduğu saldırıları şiddet ve nefretle kınıyoruz. İsrail’e karşı gereken yapılmalıdır” dedi.
BİLGİÇ; “
Protesto eyleminde son konuşmayı Saadet Partisi İl Başkanı Mahmut Bilgiç yaptı. Bilgiç de konuşmasında şunları söyledi; “İsrail bu zulme, bu saldırıya şimdi başlamış değildir. Zulüm ve lanetle yoğrulmuş bu devlet zaten yıllardır Filistin’e yaptığı saldırılar ve ambargolarla zulüm etmektedir. Oradaki dindaşlarımızı, kardeşlerimizi şehit etmektedir. İsrail’in yaptığı bu saldırı tüm dünya Müslümanlarını derinden yaralamıştır. Artık dünyada nerede zulüm var orada İsrail, nerede zulüm var orada Amerika Birleşik Devletleri vardır.
İsrail son yaptığı gemi saldırısını tek başına yapamaz. Mutlaka abisi Amerika Birleşik Devletlerinden icazet almış, ondan izin alarak yapmıştır. Onun için bu işin içinde ABD de vardır. Artık, sabırlar taşmış ve bıçak kemiğe dayanmıştır. Şimdi, İsrail’e ders verme zamanıdır. Bu olayın siyasi hiçbir yönü yoktur. İsrail’den bu yaptığının hesabı ağır bir şekilde sorulmalıdır.
Bu olaylar İsrail’i lafta kınamalarla geçiştirilemez. Onun için, sayın Başbakan acilen Ortadoğu Eşbaşkanlığından istifa etmelidir. TBMM’de kurulmuş olan Türk – İsrail Dostluk Grubu acilen lağvedilmelidir. İsraille yapılmış olan askeri ve siyasi tüm anlaşmalar iptal edilmeli ve İsrail ile olan diplomatik ilişkilere son verilmelidir” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Emekli İmam Halil İbrahim Ceylan tarafından dua edildi. Protesto Eyleminde ‘Gazze biz yanındayız’, ‘Filistin İsrail’e mezar olacak’, ‘Zulümler için yaşasın Cehennem’, ‘Gazze Türkiye’dir’, ‘Kahrolsun İsrail’ pankartları açıldı ve sloganları atıldı. İsrail Bayrağı ise ateşe verilerek yakıldı.
Protesto eylemine katılanlar daha sonra toplu halde Cumhuriyet Caddesini müteakip 113. Cadde ve Mimar Sinan Caddesi üzerinde Mimar Sinan Camiine kadar İsrail’i protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler. Mimar Sinan Camiinde ise; İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden kişiler için gıyabi cenaze namazı kılındı. Eyleme katılanlar daha sonra sessizce dağıldılar.
HABER-YUNUS ÖZLER
İsrail’in insanı yardım götüren 6 Türk Gemisine yaptığı saldırı İnsani Yardım Vakfı Isparta Temsilciliği tarafından düzenlenen ve binlerce kişinin katıldığı eylem ile Isparta’da protesto edildi. Eylemde, saldırıda hayatını kaybeden 19 kişi için dualar edildi, gıyabi cenaze namazı kılındı ve İsrail bayrağı yakıldı.
Yaptığı zulümler ve insanlık dışı hareketler ile dünyanın tepkisini üzerine çeken İsrail devleti, dün çirkin yüzünü bir kez daha gösterdi. İsrail güvenlik güçleri, ‘Rotamız Filistin, Yükümüz insanı yardım’ Kampanyası çerçevesinde Filistin’e yardım götüren ve Cumartesi günü Mersin’den yola çıkan 6 Türk Gemisi’ne operasyon düzenledi. Operasyonlarda 19 kişi öldü. Bunlardan 9’u Türk.
İsrail’in defalarca yaptığı zulümlerden sonuncusu olan bu Gemi operasyonu dün Türkiye’nin bir çok ilinde olduğu gibi Isparta’da da düzenlenen geniş kapsamlı eylemlerle protesto edildi. Eylemlerde İsrail Devlet sert bir dille eleştirilerek lanet edildi.
İnsani Yardım Vakfı (İHH) Isparta Temsilciliği tarafından dün saat 13.30’da Belediye İşhanı önünde ‘İsrail’i Protesto’ Eylemi gerçekleştirildi. Eyleme; İHH Isparta Temsilcisi Halil İbrahim Karadaş, İsrail’in saldırı düzenlediği gemide olduğu için dünkü protesto eylemine katılamadı. Onun yerine İHH Isparta Temsilciliği yöneticisi Celal Altınsoy ve diğer yöneticiler, Anadolu Gençlik Derneği Isparta Şubesi Başkanı Ahmet Tahir Akçil ve dernek üyeleri, Memur – Sen Isparta Temsilcisi ve Diyanet – Sen Isparta Şube Başkanı Osman Akçil, Saadet Partisi İl Başkanı Mahmut Bilgiç, İl Sorumlusu Cevat Gencay, Ak Parti İl Başkanı Mehmet Uğur Gökgöz ve Merkez İlçe Başkanı Kamil İnci, Kültürevi Derneği Başkanı Ramazan Taner Büyükküpçü, Şuurlu Öğretmenler Derneği Başkanı Doğan Silleli, Hukukçular Derneği Yöneticisi Osman Zabun ve bine yakın vatandaş katıldı.
Protesto Eyleminin ilk konuşmasını İHH Isparta Temsilciliği yöneticisi Celal Altınsoy yaptı. Atasoy konuşmasında, İHH Isparta Temsilcisi Halil İbrahim Karadaş’ın da İsrail’in saldırıda bulunduğu Gemide olduğunu belirterek şunları söyledi; “Siyonist İsrail vahşi yüzünü bu sabah bir kez daha gösterdi. Vicdanların sesine kulak verip bir açık hava hapishanesine çevrilen Gazze'ye, İnsani yardım ulaştırmaktan başka bir amaçlan olmayan kardeşlerimize karşı askeri bir saldın yaptı. Bu saldırıda ilk önce 3 olarak açıklanan ama sayısının artmasından korktuğumuz şehitlerimiz var. Onlarcası yaralandı. Haydut Siyonist rejimin İnsani yardım gemilerine saldırdığı bölge Akdeniz'in uluslar arası sulandır. Bu saldırı açıkça bir korsanlıktır. Buradan hükümete sesleniyoruz; Uluslararası hukuka göre açık denizde seyreden bir gemi, üzerinde bayrağını taşıdığı ülkenin bir parçasıdır. Yani yapılan saldın İnsani yardım taşıyan gemiye değil direk Türkiye 'ye yönetilmiş bir saldırıdır. Verilecek cevap buna göre verilmelidir. Bir ülkenin sınır karakoluna saldırılması ile uluslararası sularda seyreden bir gemiye saldırılması arasında hiçbir fark yoktur. Onurlu bir ülkenin her şarta, vatandaşlarını, topraklarını koruması ve yapılan saldırılara cevap vermesi gerekir.
Akdeniz'in uluslararası sularda saldırıya uğrayan yardım gemisi bu vatan toprağının bir parçasıdır. Bu gemide yaşanan katliamın hesabı Siyonist rejimden sorulmalıdır. Şu anda gemide onlarca yaralı bulunmaktadır. Buradan devlet yetkilerine sesleniyoruz; bu yaralılar ve savunmasız siviller derhal bu katillerin elinden kurtarılmalıdır. Bu sabah uluslararası sularda uğradıkları saldın sonucu şehit olanlar ve yaralananlar taşıdıkları bayrağın yani Türkiye'nin himayesi altındaydılar. Bu saldın kesinlikle boş kınama ve temenni mesajları ile geçiştirilemez. Derhal gemilere ulaşılarak yararılar kurtarılmaktadır.
Bu sabah yaşanan saldın vahşi Siyonist katillerin ilk cürümü değil, böyle giderse sonuncusu da olmayacaktır. Yıllardır İsrail katliamları sürüp giderken; zulümle beslenen bu anlayışın mağdurları her gün can çekişiyor. Gün geçmiyor ki Filistin topraklarından hüzün feryatları gökyüzünü inletmesin. Burada gökten yağmur, Filistin'de ise yağmur yerine bombalar yağıyor. Hem de fosforlusundan! Daha kaç ay önce, 2009 yılının başında; İsrail'in "Dökme Kurşun" adlı operasyonu ile tam 1500 Can, çoluk çocuk, yaşlı genç, kadar erkek ve bebekler, Siyonistler tarafından öldürüldü. Hem de acımasızca ve tüm dünyanın gözünün içine baka baka.. Eğer yüreğiniz el veriyorsa hep beraber seyirci kalalım. Hem de sonsuza kadar! Yok, şayet buna bir dur demek gerekiyorsa, şimdi değil de ne zaman?
Bunun için kenetleniyoruz, bunun için kenetleneceğiz.
Yıllardır süren acımasız zulüm yetmiyormuş gibi, tam dört yıldır, zalim İsrail tarafından; tarihin en büyük açık hava hapishanesine dönüştürülen bir koca şehir var! Adı Gazze. Dört yıldır süren bir ambargo! Bebeklerin mamalarını, çocukların oyuncaklarını bile korku ve endişe ile karşılayan, onlara hiç acımayan, taş üstüne taş koymayan, dirilerine yaşam hakkı vermeyen, ölülerine saygı duymayan, soykırımın en canicesini uygulayan, başkalarına ait bir sahil şeridini, kendi keyfi tasarrufu ile abluka altına alan, bir yudum suyu, bir tablet ağrı kesiciyi geri çeviren, milyonlarca insanı bir lokma ekmeğe muhtaç eden, zalim, korsan, acımasız bir anlayış!
Bu acımasız zulme seyirci mi kalacağız? Asla! Somali karasularında meydana gelen "Deniz Korsanlığı" bir bakıma "çete" korsanlığı sayılabilir. Gazze karasularında yapılan bu hukuk ihlali bundan da beter. Tam olarak İsrail'e yakışan bir "Devlet Terörü", kelimenin tam anlamı ile "Devlet Korsanlığı"dır.
Dokuz gemi, On bin ton yardım malzemesi, elli'ye yakın ülke vatandaşının katıldığı, yedi yüz civarındaki yardım gönüllüsü insan ile birlikte, İHH öncülüğünde; "Rotamız Filistin, Yükümüz İnsani Yardım/Özgürlük" sloganı ile yola çıkan Uluslar arası Yardım Organizasyonu, onurlu bir misyon yüklenerek karanlığa ışık tutmuştur. Karanlıklar, ışık doğduğunda geri dönmek, çekilmek zorundadır. Bu hep böyle olmuştur. Şimdi de böyle olacaktır.
Siyonist İsrail, yıllar önce Nazi zulmü altında aşağılanmaktan intikam alırcasına, insanları aşağılamaktan, Filistin ve Gazzelilere, Nazileri aratan zulümleri ile zulüm üstüne zulüm işlemekten zevk alıyor. Kendi kendine keyfi hukuk ihdas eden, her istediğini yapmaya alışmış şımarık bir çocuk edasındaki bu zalim devlet, tüm uluslararası hukuku ayaklar altına alarak çiğnemektedir. Dünyanın pek çok ülkesindeki sivil insiyatif gerekeni yapmıştır ve yapacaktır. İsrail'in içinde bile, bu barbarlığa isyan bayrağını açanların varlığı, durumun^ vahametini daha açık bir şekilde bize göstermektedir.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir, olmayacaktır. Bu İsrail zulmüne karşı, uluslararası bir İntifada hareketidir. Bu bir uluslararası sivil insiyatif organizasyonudur. Bu zulme başkalarının, tarihin şerefli sayfalarında yer alacak özgürlük hareketinin şanlı bir eylemidir. Sonucu ne olursa olsun, asla mağlup sayılmayacağımız, tarihi tanık tuttuğumuz ve bizzat şahit olduğumuz, bu organizasyonun bir parçası olarak içinde bulunmaktan şeref duyduğumuz onurlu bir duruştur. Bu yaşananlar; savaşan ruhsuz, zalim bir devlet ve üstün bir teknolojiye karşı, iyilik dolu cesur yüreklerin karşı koyma asaletidir.
Tüm bu yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız, atacağımız her adım, soluduğumuz her nefes, alacağımız her karar, koyacağımız her katkı, taşıdığımız sorumluluk gereği, geleceğimize ilişkin olarak, tarihe ayna tutan en çetin sınavlarımızdan biridir.
Bundan alnımızın akı ile çıkmak zorundayız. Biz; üzerimize düşeni yapmakla mükellef değil miyiz? Zoru; Birlikte, sevgi ve kardeşlik, birlik ve beraberlik ile, elele, gönül gönüle, paylaşarak aşacağız! Yeter ki, Bir ve Beraber olalım! Kardeşçesine..Sonuç nasıl olursa olsun, tüm karanlıklara inat, kazanan; İnsan hakkı, onuru olacaktır! "Filistin davası kendisine özgürlüğü yakıştıran bütün Özgür insanların davasıdır” dedi.
Daha sonra kürsüye Anadolu Gençlik Derneği Isparta Şubesi Üniversite Komisyonu Başkanı Osman Gökçepınar geldi. Gökçepınar konuşmasında şunları söyledi; “Irkçı emperyalistlerin elebaşısı İsraîl, ABD'den aldığı destekle cinayetlerinde sınır tanımıyor. Vahşi yüzünü bu kez insani yardım için dünyanın çeşitli yerlerinden harekete geçen insanlara gösteren işgalci İsrail, bu sabaha karşı Gazze filosuna saldırmıştır. Bu sabah erken saatlerde 6oo'e yakın Filistin gönüllüsüyle birlikte Filistin'e yardım taşıyan gemilerimize İsrail askerleri çıkarma yapmış ve bir çok kardeşimiz katledilmiştir. Menfur saldırılarda 10'un üzerinde kardeşimiz de yaralanmıştır.
Mü'minler bir vücudun azaları gibidir. Filistin davası, İslam ümmetinin ortak davasıdır. Filistin davası için yola çıkan gemilere yapılan saldırı İslam dünyası için önemli bir tehdittir. İslam dünyasındaki tüm müminler, mümkün olan her şekilde, Filistin'i ve Filistin sevdalılarını savunmakla yükümlüdürler.
Filistin davası Asr-ı Saadetten Osmanlı'ya uzanan bir mana ihtiva eder. Filistin,
bize "Kanla alınan bu topraklar parayla satılamaz" diyen cennet mekan
Abdülhamid Han'ın hatırasıdır. Mescid-i Aksa "Allah Resulü'nün miraca çıktığı,
yıllarca Müslümanlara kıblegâh olmuş, üçüncü harem düşmanın elinde iken bana
uyumak yaraşır mı" diyen Selahattin Eyyubi'nin bize emanetidir. Filistin, 40 yıllık
siyasi hayatını Siyonizm ile mücadeleye adamış Milli Görüş Lideri Necmettin
Erbakan'ın bîze öğütüdür. Bu nedenle bizim bu menfur saldırıya seyirci kalmamız
mümkün değildir. Anadolu Gençlik Derneği olarak "haksızlıklar karşısında susan
dilsiz şeytandır" sözü gereğince bu saldırıları bütün şiddetiyle lanetlediğimizi
belirtmek istiyoruz.— şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil
şifalar diliyoruz.
Bu, Siyonist İsrail'in yaptığı ne ilk ne de son katliamıdır. İsraîl, karakterine uygun bir şekilde hareket etmektedir. Bütün İslam âleminin yükünü üzerinde taşıyan Filistin bugün kan revan içindedir. Batmış bir ekonomiye, işgal edilmîş topraklara, yıkılmış okullara, açlığa, susuzluğa ve hastalığa rağmen hala o toprakları bırakmamak için mücadele veren Filistin, gerçek bir destek beklemektedir. İşte bu destek için yola çıkan yardım gemileri Siyonistlerin saldırısına maruz kalmıştır. Medeniyetler ittifakından bahseden, dünyaya barış ve özgürlük çağrıları yapan Batı dünyasının sahte yüzü, İsrail'in gerçekleştirdiği katliamlara sessiz kalmasıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Filistin halkı, insanlığın sessiz bakışları arasında yok edilmeye çalışılırken, İslam dünyasının tespih tanesi misali dağınıklığı ise İsrail'e cesaret verip, katliamlarını pervasızca uygulamalarına sebep olmaktadır. Koskoca İslam alemi, anlamlı bir tepkiden yoksun durumdadır. İsrail'in yardım filosuna yaptığı saldırı aslında İslam Medeniyeti'nin ne kadar ulvi, karşısındaki medeniyetlerin de ne . kadar sahte olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. Mekke'de, Kudüs'te, Endülüs'te ve îstanbul'un fethinde sergilenen muhteşem insanlık manzaraları ve asil davranışların esamesi bugün ABD ve İsrail gibi zorba devletlerin eylemlerinde okunmamaktadır. Bir tarafta "Zımmiye eziyet veren, bana eziyet vermiştir." hadisine riayet ederek gittikleri her yere sükunet ve barış götüren İslam medeniyeti, diğer taraftan yardım gemilerine dahi saldırabilen gözü dönmüş batı medeniyeti. Aradaki farkı dünya kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.
Üzerinde Türk bayrağı dalgalanan ve yetkililerden İzin alınarak yola çıkan bir • gemi üstelik uluslar arası sularda başka bir devletin saldırısına maruz kalmıştır. Bu gemi mürettabatının başına gelen olaylardan hükümetimiz de sorumludur. Bu sorumluk bir takım açıklamalarla geçiştirilemeyecek kadar önemli bir hadisedir. Yetkilileri derhal kayda değer tedbirler almaya davet ediyoruz. Osmanlı'dan aldığı mirasla İslam dünyasının hamisi konumunda olan ve bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan Türkiye'ye büyük görevler düşmektedir. Bu toprakların evlatları İstanbul'da, Diyarbakır'da, Rize'de, Adana'da ve yurdun hemen her yerinde haksızlığa, zulme, vahşete, katliama, çifte standarda karşı şiddetli bir infial içindedir. Çünkü ölen her Filistin sevdalısı bizim evladımız, bizim kardeşimiz, bizim, anamız, babamızdır. Yetmiş beş milyonluk Türkiye, hep birlikte İsrail'le lanet yağdırmaktadır. Milletimiz, bu duyarlılığı şimdi de iktidardan beklemektedir. Yetkilileri, üzerlerine düşen vazifelerini yerine getirmeye davet ediyoruz. Genelde Filistin sorununu ve bilhassa da Gazze'de yaşanan insanlık dramını görmezden gelemeyeceğini her fırsatta tekrarlayan Hükümet, söylemini pratiğe aktarmak durumundadır. Somali açıklarında korsanların ticari gemilere saldırısına karşı donanma gücünü görevlendiren Türkiye devletinin İsrail korsanlığı karşısında demeçle, beyanatla, kınama_ mesajı ile yetinmesi açık bir tutarsızlık olacaktır. Hükümet, zulme daha fazla ortak olmamak adına İsrail'le olan bütün diplomatik, v ticari ve askeri ilişkilerine son vermelidir. Başbakan, BOP eşbaşkanlığından derhal istifa etmeli ve Yahudi lobilerinden aldığı cesaret madalyasını geri iade etmelidir.^ Bu saldıralar kimin dost kimin düşman olduğunu açıkça belli etmiştir. Senelerdir Müslüman kardeşlerimize yapmadıkları işkenceyi bırakmayan İsrail'le dost olunamayacağı bu saldırılarla bir kez daha görülmüştür. Bu açıdan Meclis'teki Türk-İsrail dostluk gurubunun bir hükmü kalmamıştır, derhal lağvedilmelidir. İsrail tel'inden ve kınamadan anlamaz. O, ancak müeyyideden anlar>İslam Ümmeti artık acizliği bir kenara bırakıp İsrail'e hak ettiği karşılığı vermelidir. Türkiye'nin öncülüğünde sekiz İslam ülkesinin bir araya gelerek kurdukları D-8'in işlevselleştirilmeli ve bu organizasyon aracılığıyla bütün İslam alemi adına saldırılara karşı gerekli cevap gür bir şekilde verilmelidir. İsrail'in yaptıkları yanına kar kalmamalıdır.
Gün mücadele günüdür. Gün, Filistinli kardeşlerimizle birlik olma günüdür. Filistin davası İslam ümmetinin en büyük imtihanlarından biridir. Bu imtihandan alnımızın akıyla çıkmamız gerekmektedir. Filistinli kardeşlerimizin çektikleri acılar bizim acılarımız, onların feryatları, akan gözyaşları bizim gözyaşlarımızdır. Anadolu Gençlik Derneği olarak İsrail ordusunun yardım filosuna yaptığı baskını tekrar lanetliyor, kardeşlerimizin bir an önce serbest bırakılmasını bekliyoruz./ Filistinimizi yok etmeye çalışan siyonistler ve onların uluslararası destekçileri çok iyi bilmeliler ki, Filistin davası bizim onurumuzdur, bizler var olduğumuz müddetçe Filistin'i yok edemeyeceklerdir” dedi.
Memur – Sen İl Temsilcisi ve Diyanet – Sen Isparta Şubesi Başkanı Osman Akçil de konuşmasında; “Terörist devlet İsrail’in Filistin'e insani yardım götüren gemiye yaptığı baskını şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Mazlum Filistin halkına insani yardım götürmekten başka amacı olmayan ve İsrail askerleri tarafından vahşice öldürülen şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına, milletimize ve tüm İslam alemine başsağlığı dilerken, yaralılara da acil şifalar diliyoruz.
Bu saldırı tüm insanlığa karşı yapılmış bir saldırıdır. Başta milletimiz olmak üzere bütün insanlık bu vahşete seyirci kalmayacak, gerekli tepkiyi gösterecektir.
Haydut devlet İsrail, sadece insani yardım taşıyan gemilere saldırarak uluslar arası hukuku ihlal etmiş ve suç işlemiştir. Bu saldırıyı yapanlar ve saldırı emrini verenler derhal uluslar arası mahkemelerce yargılanarak hak ettikleri ağır cezalara çarptırılmalıdır.
Kadın, çocuk, yaşlı ve yardım konvoyu demeden insanlara saldıran ve bunu bir alışkanlık haline getiren İsrail’in uluslar arası meşruiyeti olamaz, olmamalıdır.
Son katliamdan sonra tüm dünya devletleri ve uluslar arası kuruluşlar bu katil devletin uluslar arası meşruluğunu tartışmaya açmalıdır.
Başta ülkemiz olmak üzere tüm dünya ülkeleri, katil devlet İsrail’le askeri ve ekonomik işbirliğini tamamen bitirmelidir. Diplomatik ilişkilerine son vermelidir.
Türkiye, İsrail büyükelçisini acilen Ankara’ya çağırmalı, İsrail büyükelçisini de sınır dışı etmelidir. Tüm dünya ülkeleri ambargo uygulayarak İsrail’i tecrit etmelidir. Spor etkinlikleri başta olmak üzere İsrail tüm uluslar arası yarışmalara sokulmamalı, uluslar arası resmi ve sivil tüm kuruluşlardan üyeliği silinmelidir.
Buradan sessiz kalarak bu suça ortak olan Birleşmiş Milletler (BM), İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ve diğer uluslararası kuruluşlara sesleniyoruz: İnsanlık İsrail’in zulmü altında eziliyor, daha ne diye susuyorsunuz. Uluslar arası yaptırımları niye yürürlüğe koymuyorsunuz?
Uluslararası bütün insani kuruluşlar, İsrail’in bu saldırısına karşı ortak tavır geliştirmelidir. Uluslararası insan hakları dernekleri, bu insanlık ayıbını ortak bir bildiri ile kınamalı ve İsrail ve İsrail’le bağlantılı kuruluşların uluslararası toplumdan dışlanması için girişim başlatmalıdır.
Filistin’e insani yardım ulaştırma çalışmalarıyla birlikte ülkemizde terörist saldırıların artması da son derece manidardır. İsrail ordusunun Akdeniz sularında insani yardım gemilerini taciz ettiği dakikalarda Hatay’ın İskenderun İlçesi’nde teröristlerce askeri birliğe düzenlenen saldırıda 6 askerimiz şehit olurken, 9 askerimiz de yaralanmıştır. Dün ise, Şırnak’ta çıkan çatışmada 3 askerimiz ile Siirt’te pusuya düşürülen 3 korucu şehit olmuştu.
Bu hususun da üzerinde durulması, ülkemiz içindeki terör hareketlerindeki terörist devlet İsrail’in etkisinin araştırılması gerekmektedir. İsrail’den böyle bir hainlik gerçekleştirmesi, yurtiçindeki hainlerin de bunun taşeronluğunu üstlenmesi beklenmeyecek bir durum değildir. Bu vahşi olay karşısında milletimizin meşru hukuk içerisinde göstereceği her türlü tepki yerinde ve anlamlı olacaktır. Bu duygular içinde tekrar tüm insanlığın başı sağolsun diyor, şehitlerimize rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen Kültürevi Derneği Başkanı Ramazan Taner Büyükküpçü de konuşmasında; “Bugün çok önemli bir noktadayız. Her zaman yer yüzünü kana bulamaktan çekinmeyen ve arkasına da Amerika Birleşik Devletlerini alan Filistin’i telin için buradayız. Yer yüzünde Müslümanlara zulüm edenler yine karşılarında Müslümanları bulacaklardır. Çünkü, bu dünyada bir Müslümanın halinden en iyi başka bir Müslüman anlar. Onun için diyoruz ki, Allah yolunda şehit olanlar ölmezler. Bizim ölülerimiz şehittirler. Ama onların ölüleri leştir. Onun için İsrail’e buradan kahrolsun İsrail diyoruz.
Türkiye olarak, dünya düzeni tanımaz, hukuk tanımaz İsrail’e artık gereken cevap verilmelidir. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Bugün Filistin’e eden yarın bize de aynı zulmü edecektir. Kaldı ki, biz Filistinli kardeşlerimizin her zaman yanındayız. Onlara yapılan zulüm bize yapılmış demektir. Bu olanlar neden oluyor dersiniz. Biz bugün Türkiye olarak kıblemizi batıya çevirmemizden oluyor tüm bunlar. Onun için Allah’a verdiğimiz sözü, vaadi yerine getirmek zorundayız” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen ve İLKDER adına bir konuşma yapan Elif Karabacak da konuşmasında, “Müslüman kardeşlerimizi canlı yayınla seyrettiğimiz televizyonlarda göz göre şehit olduklarını görüyoruz. Filistin’deki Müslüman kardeşlerimize yapılan zulme ardık bir dur demeliyiz. Bu böyle gitmez. Onlar orda katledilirken bizler burada bakıyoruz. Artık bir şeyler yapılması lazımdır. Burada konuşup evlerimize gidip sıcak yataklarımıza yatmakla da olmaz bu işler. Türkiye’de en üstteki yetkiliden en alttaki kişiye kadar herkes üzerine düşeni yapmak durumundadır” dedi.
Şuurlu Öğretmenler Derneği Başkanı Emekli Öğretmen Doğan Silleli de konuşmasında; “İsrail’i lanetliyoruz. Ona destek olan Amerika Birleşik Devletlerini lanetliyoruz. Filistin sahipsiz değildir, Ortadoğu sahipsiz değildir. Çünkü, oradaki Müslüman kardeşlerimizin yanında biz varız. Türkiye vardır. Biz öğretmenler yani ilim adamları olarak İsrail’i lanetliyoruz, yaptığının yanına kar kalmaması için elimizden geleni yapacağımızı buradan açıkça deklare ediyoruz. Sonuna kadar Filistinli kardeşlerimizin arkasındayız” dedi.
Daha sonra Hukukçular Derneği adına Osman Zabun bir konuşma yaptı. Zabun da konuşmasında; “Bu olanların, yaşananların siyasetle uzaktan yakından alakası yoktur. Onun için bugün burada siyaset yapmak yanlıştır ve yeri de değildir. Bugün yaşananlar zulümdür, insanlık dışı hareketlerdir. Zulümle yoğrulmuş İsrail devletine acilen gereken cevap verilmelidir. Buradaki hassasiyet, bugün Gemilere yapılan saldırı aslında bugün ortaya çıkmış fevri bir saldırı değildir. İsrail’in yıllardır ortadoğuda uyguladığı zulmün uzantısı bir saldırıdır. Şimdi birlik zamanıdır. Siyaseti bir kenara bırakıp, İsrail’e karşı bir olduğumuzu, bütün olduğumuzu gösterme zamanıdır” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen Ak Parti İl Başkanı Mehmet Uğur Gökgöz de konuşmasında şunları söyledi; “İsrail’i lanetliyorum. İsrail zulmü çok iyi bilir, İsrail adam öldürmeyi çok iyi bilir. İsrail masum çocukları katletmeyi çok iyi bilir. Son yaptığı saldırı İsrail’in son marifeti değildir. İsrail’in yapmış olduğu saldırıları şiddet ve nefretle kınıyoruz. İsrail’e karşı gereken yapılmalıdır” dedi.
BİLGİÇ; “
Protesto eyleminde son konuşmayı Saadet Partisi İl Başkanı Mahmut Bilgiç yaptı. Bilgiç de konuşmasında şunları söyledi; “İsrail bu zulme, bu saldırıya şimdi başlamış değildir. Zulüm ve lanetle yoğrulmuş bu devlet zaten yıllardır Filistin’e yaptığı saldırılar ve ambargolarla zulüm etmektedir. Oradaki dindaşlarımızı, kardeşlerimizi şehit etmektedir. İsrail’in yaptığı bu saldırı tüm dünya Müslümanlarını derinden yaralamıştır. Artık dünyada nerede zulüm var orada İsrail, nerede zulüm var orada Amerika Birleşik Devletleri vardır.
İsrail son yaptığı gemi saldırısını tek başına yapamaz. Mutlaka abisi Amerika Birleşik Devletlerinden icazet almış, ondan izin alarak yapmıştır. Onun için bu işin içinde ABD de vardır. Artık, sabırlar taşmış ve bıçak kemiğe dayanmıştır. Şimdi, İsrail’e ders verme zamanıdır. Bu olayın siyasi hiçbir yönü yoktur. İsrail’den bu yaptığının hesabı ağır bir şekilde sorulmalıdır.
Bu olaylar İsrail’i lafta kınamalarla geçiştirilemez. Onun için, sayın Başbakan acilen Ortadoğu Eşbaşkanlığından istifa etmelidir. TBMM’de kurulmuş olan Türk – İsrail Dostluk Grubu acilen lağvedilmelidir. İsraille yapılmış olan askeri ve siyasi tüm anlaşmalar iptal edilmeli ve İsrail ile olan diplomatik ilişkilere son verilmelidir” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Emekli İmam Halil İbrahim Ceylan tarafından dua edildi. Protesto Eyleminde ‘Gazze biz yanındayız’, ‘Filistin İsrail’e mezar olacak’, ‘Zulümler için yaşasın Cehennem’, ‘Gazze Türkiye’dir’, ‘Kahrolsun İsrail’ pankartları açıldı ve sloganları atıldı. İsrail Bayrağı ise ateşe verilerek yakıldı.
Protesto eylemine katılanlar daha sonra toplu halde Cumhuriyet Caddesini müteakip 113. Cadde ve Mimar Sinan Caddesi üzerinde Mimar Sinan Camiine kadar İsrail’i protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler. Mimar Sinan Camiinde ise; İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden kişiler için gıyabi cenaze namazı kılındı. Eyleme katılanlar daha sonra sessizce dağıldılar.
HABER-YUNUS ÖZLER









