İslam âleminin en önemli Kültür ve tarih mekânlarından olan Suriye’nin böylesi bir karışıklıkla yakılıp yıkılması yüreğimizi yakıyor. Türkiye’nin hem Kürtler ve hem de bölgede yaşayan Türkmenler nedeniyle Suriye’yle koparılmaz bağları bulunuyor.
Suriye’de çok hareketli günler yaşanıyor. Sınırımıza kadar uzanan olaylar, ülkemizi de bu savaşın içine çekmeye çalışan bir metafor gibi ortada duruyor. Sınırımızdaki Kobani’ye vahşice ve insanlık dışı bir tarzda bombalı saldırı eyleminde bulunan Daeş militanları, 100’ün üzerinde masum sivilin hayatını kaybetmesi, yüzlercesinin de yaralanması ile sonuçlanan menfur bir saldırı gerçekleştirdiler. Masum insanları hedef alan bu çirkin saldırıyı lanetliyor, hayatını kaybeden masum sivillere Allah’tan rahmet diliyoruz.
Daeş gibi küresel terörizm dalgası oluşturup, emperyalist güçlerin ekmeğine yağ süren yapıların sözde İslam adına Müslüman katletmeleri tarihten tanıdığımız Moğollar gibi korku salmaları ve İslam dünyasını darp, tehdit, şiddet ve katliamlarla yok etmeye çalışmaları tanıdık olduğumuz bir hadisedir. İslam coğrafyasının dört bir tarafı saran bu fitne ortamından; ‘’benim ırkım, benim toprağım, benim anlayışım’’ mantığıyla hareket ederek, ‘’ucuz bir pazarlık ve günü birlik bir hesap’’ yaparak kurtulunması mümkün değildir. Büyük bir proje yürütülüyor ve yürütülen projenin, tüm İslam âlemine yönelik bir proje olduğunu ve amacının tüm Müslüman halkları bitirmek olduğunu görmek zorundayız. Birileri İslam coğrafyasını saran bu kaos ortamından kısa vadede bir kazanç elde edecek gibi görünse de uzun vadede büyük bir hüsran ile karşı karşıya kalacaktır.
Amerika ve müttefiklerinin Irak’ta, Afganistan’da ve dünyanın birçok bölgesinde uyguladıkları oyunun bir benzerini bu gün Suriye’de görüyoruz. “Mümin bir delikten iki defa ısırılmaz” kaidesince biz Müslümanlar olarak bu oyuna gelmemeliyiz. Zaten oluk oluk kanın aktığı bir coğrafyada bizlerin çekilmek istendiği bataklığı görmekle mükellefiz. 2 milyonu aşkın mültecisiyle iç içe yaşadığımız Suriye’nin her köşesinden tüm Müslümanlar kardeşimizdir. Diğer dinlerden olanlar da İnsanlık olarak kendimizle bir gördüklerimizdir. Hiçbir ırk bizim için diğer ırktan üstün değildir, olmamalıdır. Suriye’nin bu günkü müsebbiplerini çok uzakta aramaya gerek yok. Onlar zaten dünde bizi birbirimize düşürmeye çalışan kötü zihniyetlilerdir. İslamı ve Müslümanları yok etmek için and içmiş bu güruha karşı topyekûn bir olmalı ve el ele vermeliyiz. Son günlere oluşturulmaya çalışılan algı operasyonları biz Müslümanları düşman kılmamalıdır.
Kuralımız ayetin ifadesindeki gibi olmalıdır : “Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”(Hucurat-6)
Kurtuluşumuz İslam kardeşliği ölçüsünde olmalıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun mazlum ve masum tüm insanlığın yanında olduğumuzu ilan ediyor, Kobani’de, Halep’te, Bayırbucak’ta ve tüm Ümmet coğrafyamızda katledilen kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor ve zalimleri Allah’a havale ediyoruz. Gün birlik günündür.
Ömer Evsen
Diyanet-Sen
Diyarbakır Şube Başkanı
HABER-AHA
Suriye’de çok hareketli günler yaşanıyor. Sınırımıza kadar uzanan olaylar, ülkemizi de bu savaşın içine çekmeye çalışan bir metafor gibi ortada duruyor. Sınırımızdaki Kobani’ye vahşice ve insanlık dışı bir tarzda bombalı saldırı eyleminde bulunan Daeş militanları, 100’ün üzerinde masum sivilin hayatını kaybetmesi, yüzlercesinin de yaralanması ile sonuçlanan menfur bir saldırı gerçekleştirdiler. Masum insanları hedef alan bu çirkin saldırıyı lanetliyor, hayatını kaybeden masum sivillere Allah’tan rahmet diliyoruz.
Daeş gibi küresel terörizm dalgası oluşturup, emperyalist güçlerin ekmeğine yağ süren yapıların sözde İslam adına Müslüman katletmeleri tarihten tanıdığımız Moğollar gibi korku salmaları ve İslam dünyasını darp, tehdit, şiddet ve katliamlarla yok etmeye çalışmaları tanıdık olduğumuz bir hadisedir. İslam coğrafyasının dört bir tarafı saran bu fitne ortamından; ‘’benim ırkım, benim toprağım, benim anlayışım’’ mantığıyla hareket ederek, ‘’ucuz bir pazarlık ve günü birlik bir hesap’’ yaparak kurtulunması mümkün değildir. Büyük bir proje yürütülüyor ve yürütülen projenin, tüm İslam âlemine yönelik bir proje olduğunu ve amacının tüm Müslüman halkları bitirmek olduğunu görmek zorundayız. Birileri İslam coğrafyasını saran bu kaos ortamından kısa vadede bir kazanç elde edecek gibi görünse de uzun vadede büyük bir hüsran ile karşı karşıya kalacaktır.
Amerika ve müttefiklerinin Irak’ta, Afganistan’da ve dünyanın birçok bölgesinde uyguladıkları oyunun bir benzerini bu gün Suriye’de görüyoruz. “Mümin bir delikten iki defa ısırılmaz” kaidesince biz Müslümanlar olarak bu oyuna gelmemeliyiz. Zaten oluk oluk kanın aktığı bir coğrafyada bizlerin çekilmek istendiği bataklığı görmekle mükellefiz. 2 milyonu aşkın mültecisiyle iç içe yaşadığımız Suriye’nin her köşesinden tüm Müslümanlar kardeşimizdir. Diğer dinlerden olanlar da İnsanlık olarak kendimizle bir gördüklerimizdir. Hiçbir ırk bizim için diğer ırktan üstün değildir, olmamalıdır. Suriye’nin bu günkü müsebbiplerini çok uzakta aramaya gerek yok. Onlar zaten dünde bizi birbirimize düşürmeye çalışan kötü zihniyetlilerdir. İslamı ve Müslümanları yok etmek için and içmiş bu güruha karşı topyekûn bir olmalı ve el ele vermeliyiz. Son günlere oluşturulmaya çalışılan algı operasyonları biz Müslümanları düşman kılmamalıdır.
Kuralımız ayetin ifadesindeki gibi olmalıdır : “Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”(Hucurat-6)
Kurtuluşumuz İslam kardeşliği ölçüsünde olmalıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun mazlum ve masum tüm insanlığın yanında olduğumuzu ilan ediyor, Kobani’de, Halep’te, Bayırbucak’ta ve tüm Ümmet coğrafyamızda katledilen kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor ve zalimleri Allah’a havale ediyoruz. Gün birlik günündür.
Ömer Evsen
Diyanet-Sen
Diyarbakır Şube Başkanı
HABER-AHA









