Türkiye Cumhuriyeti’ni Sokakta Bulmadık
AHA - HABER- DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, son dönemde öncelikle Türkiye Cumhuriyeti kurumlarına saldırıldığını, şimdi ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularına yönelik saldırılar başladığını belirterek 10 Kasım’da Dersim konusunun gündeme gelmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Erçelebi, “Eğer bir hesaplaşma olacaksa bu o kadar kolay olmaz. Hiçbirimiz Türkiye Cumhuriyeti’ni sokakta bulmadık. İstiklal Mahkemeleri dosyalarının açılması isteyenler, önce Menemen’de Kubilay’a neden saldırıldığını açıklamalıdırlar” diye konuştu.
ANKARA- DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, Cumhuriyet’e yönelik saldırıların son dönemde Cumhuriyet’in kurucularına yöneldiğine dikkat çekerek “Hiçbirimiz Türkiye Cumhuriyeti’ni sokakta bulmadık” dedi.
Erçelebi, Türk İş Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun 2. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. Son dönemde Cumhuriyet’e ve Atatürk’e saldırıların moda haline geldiğini kaydeden Erçelebi, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:
“Son zamanlarda ülkemizde öncelikle kurumlara saldırıldı. Şimdi ise doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucularına saldırı moda haline gelmiştir. Çok ilginçtir, ‘Dersim söyleşisi’ adı altında Mustafa Kemal Atatürk’e saldırılar 10 Kasım’da başlıyor. Bu bir tesadüf değildir. Dersim olayları tartışılırken devletin en tepesinde kişi İngiltere’ye gidiyor. Acaba dersimde gerçekten ne oldu? Olay, aşiretler ve karakollar basılmamış, askerler öldürülmemiş, orada devlete bir başkaldırı yokmuş gibi, Atatürk ve Silah arkadaşları orada bir katliam programı hazırlamış gibi sunuluyor. Dersim’deki olayları kışkırtan İngiliz ajanlarını ya da dış mihrakları ne zaman ve kim açıklayacak acaba Meclis kürsüsünde? Eğer bir hesaplaşma olacaksa bu o kadar kolay olmaz. Hiçbirimiz Türkiye Cumhuriyeti’ni sokakta bulmadık. Eğer kim ‘Türkiye’nin kurucularını tartışalım’ diyorsa, bu durum bugüne kadar gelen mandacı zihniyetin yansımasıdır. Sayın Bülent Arınç diyor ki, ‘İstiklal Mahkemeleri’nin altından kaç tane Dersim çıkar’ İstiklal Mahkemeleri dosyalarının açılması isteyenler, önce Menemen’de Kubilay’a neden saldırıldığını açıklamalıdırlar.”
BEDELLİ ASKERLİK VİCDANİ RED İLE AYNIDIR
Erçelebi, bedelli askerlik ve vicdani ret konusunun tartışıldığına da dikkat çekti ve “Bu ülkede vicdani reddi gündeme getirmek, Atatürk’ün dediği gibi gaflet, delalet hatta hıyanettir. Başbakan partisinin grup toplantısında, kışla yüzü bile görmeden dövizli olarak 10 bin avro, yurt içinde ise 30 bin TL’yi verenlerin bedelli askerlik yapacağını açıkladı. Bu tam bir vicdani rettir bu tam bir ihanettir” diye konuştu. Zihinsel ve bedensel engellilerin, 1 gün için bile olsa askeri birliği gittiğini, askeri kıyafet giyinip karavanadan yemek yediğini anımsatan Erçelebi, parası olanların ise bir gün bile askere gitmemesinin doğru olmadığını kaydetti. Erçelebi, Türkiye’nin bir İskandinav ülkesi olmadığını, jeopolitik konumu ve artan terör olayları yüzünden yangın yerine döndüğünü belirterek “Türkiye’nin her zaman, özellikle de şu son dönemde güçlü orduya ihtiyacı vardır. Bir banka dekontuna, birkaç dövize ülkemizin geleceğini satmayalım. Vatan borcu para ile ödenmez. Bu durumda vatan savunması, fakir fukaraya kalmıştır” dedi.
TBMM’deki milletvekillerine seslenen Erçelebi bir de öneride bulundu ve “Eğer bu kanun tasarısını engelleyemiyorsanız, 30 bin TL’yi ödeyemeyecek fakir fukara gençlerimizin hiç olmazsa askerlik hizmetini yaparken devlet tarafından sigortaları yapılsın. Onların askerlik dönemi sosyal güvenlik kapsamına alınsın” diye konuştu.
KAMU SENDİKALARININ ANAYASAL GÜVENCESİ KALKTI
Erçelebi, çalışma yaşamına ilişkin son olayları da değerlendirdiği konuşmasında, şunları söyledi:
“Türkiye’de çalışma yaşamı rahmetle andığımız Başkanımız Bülent Ecevit’in çalışanlara verdiği hakların geri alınmasıyla devam ediyor. AKP iktidarı bu hakları ala ala bitiremedi. Hükümet, son Anayasa değişikliğinde ‘Kamu görevlilerine hep özlediğimiz ve mücadele ettiğimiz grevli toplu sözleşmeli sendikal hakkın bir ayağı olan sözleşmeyi veriyorum’ diye ortaya çıktı ama Uyum Yasası’nı çıkarmadığı için ortada ne sözleşme var ne başka bir şey. Üstelik Hükümet, Anayasa’nın kamu sendikalarını uyutarak, onları kendi yandaş sendikalarının kuru gürültüsüne boğarak, Anayasa’nın 53. Maddesini kaldırarak kamu sendikalarının anayasal güvencesini de ortadan kaldırmıştır.Hükümet ‘Çalışanlar’ adı altında ‘Kamu Görevlileri’ kavramını yok etmek istiyor.”
Yeni bir Anayasa değişikliğinin gündemde olduğunu anımsatan Erçelebi, “Başbakan, ‘Yaptırdığım değişikliklerin kılına dokundurtmam’ diyor. Peki o zaman bizim grevli toplu sözleşmeli kamu sendikaları hakkımız ne olacak? ‘Çalışanlar’ adı altında ‘kamu görevlileri’ kavramını yok etmek isteyen Hükümet, devlete ‘Sözleşmeli’ adı altında önce özel sektörden, yakın bir gelecekte de yabancı ülkelerden uzman getirtecek. Bunun adı ‘yabancı müsteşar’, ‘yabancı doktor’ ve ‘yabancı öğretmen’dir. Yazık ki Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu dışındaki sendikalarımız bu konuya duyarsız kalmışlardır” diye konuştu.
Erçelebi, Hükümet’in emekçileri sessiz kılmak için, onları günlük yaşam mücadelesi içinde boğmak için dolaylı vergileri yüzde 70’in üstüne çıkardığını vurguladı ve “Günlük hayat içinde sosyal güvence bile aramadan geçim sıkıntısı içinde ve ekmek mücadelesi veren insanlarımızın vatan mücadelesi yapması çok zordur. Hepimiz dünyanın en zalim vergisi olan bu dolaylı vergiler karşısında net bir duruş sergilemeliyiz” dedi.
LAİKLİK ‘SÖZDE’ KALSIN İSTENİYOR
Yeni Anayasa çalışmalarında öncelikle ‘kavram kargaşası’ndan kurtulmak gerektiğini vurgulayan Erçelebi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu Hükümet yeni Anayasa yapamaz. Çünkü yapacağı değişiklik, Anayasa’nın175. Maddesi’ne göredir. Mevcut Anayasa yürürlüktedir ve bu Anayasa’ya göre Anayasa’nın ilk 4maddesi değiştirilemez, bunların değiştirilmesi dahi teklif edilemez. Hükümet’in amacı bütün dikkatleri ilk dört maddeye çekerek mevcut Anayasa’nın içini boşaltmaktır. Hükümet Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli dayanağı ve aşil topuğu sayılan Laiklik ilkesini sözde bırakmak istiyor.”
ABD’NİN TAŞERONLUĞUNU YAPMAYIN
Erçelebi, Hükümet’in dış politika konusunda da başarısız olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Hükümet dış politikada aklınca iyi işler yaptığını zannediyor. Oysa Hükümet’in dış politikada yaptığı taşeronluktan başka bir şey değildir. Kendisini tüm dünyanın jandarması gören ABD, Vietnam’da, Irak’ta ve gittiği her yerde ülkeleri hüsrana uğramıştır. ABD savaşmak istemiyor, taşeron devlet kullanarak kendi çıkarlarını korumayı amaçlıyor. Onun için ABD’nin taşeronluğunu yapmayın.”
Almanya’daki Türk cinayetleri konusunu da gündeme getiren Erçelebi, Hükümet’in Suriye’deki olaylarla ilgilendiği kadar bu konuyla ilgilenmediğini ifade etti. Erçelebi, “Bu Hükümet, ‘Suriye benim iç işim’ dediği halde, dış politikadaki hassasiyetini, Almanya’da geçen hafta 8 Türk’ün öldürülmesi konusunda gösterememiştir. Yine 3 yıl önce, Almanya’da katledilen Gaziantepli ailenin katilleri bulunmuş mudur? Hükümet ciddi olmalı ve ABD’nin taşeronluğunu bırakarak vatandaşlarının canına ve malına sahip çıkmalıdır” dedi.