Silahsızlanmaya Bir Plaket Daha
AHA-İSTANBUL-Silah bırakma platformu kurucusu İş adamı ve siyasetci Caner Başgezer’e yapmış olduğu silahsızlanma çalışmalarına karşı Avrupa yakası gazetesi ve Ay ajans tarafından plaketle onurlandırıldı.Avrupa Yakası gazetesi imtiyaz sahibi Perihan Akdoğan tarafından Caner Başgezer’e plaket taktim edildi. Perihan Akdoğan yaptığı konuşmada” Böyle güzel ve öz verili bir davranış sergileyen bir duyarlı insana yapmış olduğu bu çalışmaya karşı bizlerde kendilerine bu plaketi vererek çalışmalarına destek olmak okuyucularımızla paylaşarak yanında olduğumuz bilmelerini istiyorum.Günümüzde savaşların olduğu insanların kendilerine yapılan olumsuzlukları silahlara çözmeye kalkması telafisi mümkün olmayan acılara sebebiyet vermektedirler.Sonuna kadar Caner Başgezer’in yanındayız.Bu güzel örneği teşkil ettiklerinden dolayı gazetem veokuyucularım adına teşekkür ediyorum” dedi.
Caner Başgezer kendisine bu plaketi layık gören Avrupa Yakası gazetesi imtiyaz sahibi Perihan Akdoğan’a teşekkür etti.
Perihan Akdoğan İş adamı siyasetci Caner Başgezer’le kısa bir söyleşide bulundu.
Perihan Akdoğan “Caner Bey siz silah bırakmayla ilgili bir platform kurdunuz ve on yıllık ruhsatlı silahınızı Bahçelievler emniyetine teslim ettiniz.Bunu neyden esinlenerek yaptınız ?
Caner Başgezer “Bu konu bir sosyal sorumluluk projesidir.Ben Karadenizli bir ailenin çocuğuyum.Şimdi Karadeniz’e baktığınız zaman buralardan gelen silah tamam ama 1920’lere göre 1900’lü yıllara göre yani savaşlar esnasında sıralanmış bir terördür. Fakat bugüne gelip baktığımızda her yıl yaklaşık 500 kişinin maganda kurşununa maruz kaldığı bir dönemdeyin.Toplumumuzda 75 milyon nüfusün yaklaşık 11-12 milyonda silah bulunan bir toplumdayız.Şimdi silah o zamanlardan beri sevimliliğini yitirmiştir silah bir suç aletidir ve bu suç aleti benimsediğimiz bir şey olamaz.Bu noktadan yola çıkarak tabi bir aile bireyi,baba olarak 13 yıldır taşıdığım bu aleti aslında bir suç aleti olduğundan kurtularak toplumda önderlik edip onlarında silahı bırakmaları konusunda vesile olmak istedim.İlk başta ilçe emniyet müdürlüğüne gittim Hacı Mehmet Astan sağ olsun bize devletin bütün istikbali verilerini açtı. Orada gördüğümüz durum daha vahimdi. 11 milyon ruhsatlı silah varken tabi buna av tüfekleri de dahil. Adam kullandığı silahı duvara asıyor sonra çocuklar oynarken birbirlerini vuruyorlar.Sonuçta buda bir silah,yaklaşık 20 milyon ruhsatsız silah olduğu bana söyleniyor ki bu çok vahim.Bende sordum tabi bu kadar ruhsatsız silah olmasının nedenini ama cevabı çok basit.Siz eğer kendi arabanızla hız sınırını aşarsanız hemen gbs sizi görüntüler yapılan hatayı bildirerek ceza verilir.Ama ruhsatsız bir silahla birinin canına kastederseniz yada suç işlerseniz devletin sizi suçlamaya hakkı yok. Silahı atıyorsunuz suya,çöpe bitti gitti.. Ama ruhsatlı olduğu zaman sizde bir bağlılığı olup sorumluluğunuzu belirtiyor. Orda da bize şu soruyu sordular. ‘’ Sizin ruhsatlı silahınız var o zaman ben şunu yapayım dedim hem ruhsatımı hem silahımı emniyete bağışlayayım buda örnek olsun diğer insanlarda buna katılsın.Bunu yapar mısın?’’ Dediler ‘’Seve seve yaparım’’ dedim.28 Eylül bireysel silahsızlar gününde götürdük silahımızı bıraktık kampanyamızı başlattık bizden sonra yaklaşık 1 yıl içerisinde yüze aşkın kişi ruhsat,silahını bıraktı. Ama tabi bur da bizim asıl amacımız işin görünmeyen yüzü yani ruhsatsız olan silahları götürmeli orada devletin üzerine düşen bir görev var.Bizim devletimiz ‘’baba’’ dır. Devletin bizim toplumumuzdaki adı ‘’baba’’ dır. O zaman devlet babalığını yapmalı. Yani elinde ruhsatsız silah bulunanlara bir af getirmeli. ‘’Gel silahını getir nem sana geçmişe dair bir sorgu sual sormuyorum ruhsatını ver evine git rahat uyu. Bu silahın sende kalmasını istiyorsan bir defaya mahsus senden harç almıyorum silahını ruhsatlandırıyorum.Ama milat bir tarihten itibaren diyelim ki işte Haziran ayından itibaren sende silah bulursam ceza miktarı çok yüksek yani seni 2 yıl hapse mahkum ederim’’ diyecek.Şimdi bunu yapmazsa maalesef 20-25 milyon silahı toplayamaz. Biz işte önce ruhsatlı silahımızı vererek bu kampanyayı başlattık ama arkadaki hedefimiz bu yönlü yasa meclisten çıkması kanunun tasarlanması ve inşallah bizim Ak Parti iktidarında bu sorunun çözülmesi çünkü bakınız bu 20 milyon kayıt dışı silahtan elde edilen gelir maalesef iyi niyetli insanlara,ülkelere gitmiyor yani bunun çok derinine girmek istemiyorum ama bu illegal güçler,düşünceler diyeyim buradan anlaşılıyor.Dolayısıyla oradaki akan musluğu da kesmiş oluyoruz diye düşünüyorum.Tabi Bakırköy halkının aydın olması interneti %70 oranında kullanıyor olması İstanbul’da birinci sırada internet ortamında yolu kuruyor olması bizim işimizi daha kolaylaştırır çünkü Bakırköy seçmenimizde,halkımızda sürekli irtibat olarak bu konuda fikir alışverişi yapıyoruz.
Perihan Akdoğan "Şimdi başkanım. Başkanım diyorum .Çünkü geçmişte bir siyasi kimliğiniz oldu inanıyorum ki halen devam etmeyi üşünüyorsunuz,edeceksiniz.Bakırköy’de Ak Parti’de belediye başkan aday adayı oldunuz ve bunu da Bakırköy ilçe ismi geçtiği için kullanıyorum zaten memleketimizde herkes silah taşımayı bırakmalı siz Bakırköy de aday adayı olduğunuz için ve Bakırköy hakıyla iç içe olduğunuz için temsil ediyorsunuz. Peki neden Ak Parti ve neden Bakırköy?
"Şimdi ben şöyle başlamak istiyorum.Ben merkez sağda görev yaptım yıllardır. Benim çocukluğumda iki seçeneğim vardı.Okulda ya sağcı olurdunuz ya solcu. Bizde sağcı olan talebelerdendik yani geleneğimize bakarsanız adalet parti kökünden gelmiş anavatan partisinde 15 yıl hizmet etmiş bir geçmişimiz var bu 15 yıl içerisinde Bakırköy’deki başarılı seçimlere imza attık 3. Bölgeden sorumlu başkan yardımcısıydım. Benim orda yaptığım çalışmalar nedeniyle % 65’in üstünde oy almıştık.Bakırköy’e gelince Ak Parti’de zaten siyasi hayatımızı sürdürdüğümüz için yaklaşık 8 yıllık Ak Parti’de siyaset yapıyoruz Bakırköy benim doğup büyüdüğüm ilçe. Yani benim Bakırköy’de faytona binip Yeşilköy’den Yeşilyurt’a gitmişliğim var benim bakırköy’de çınar otelin karşısında turnuva parkında pepsi kola turnuvalarına katılmışlığım var benim bakırköy’de zannediyorum. Orda incela restaurantta düğün dernek yapmışlığım var. Ben Bakırköy’de İstanbul caddesi girişimindeki sinemada film seyretmişliğim var.Benim Bakırköy’de çok anım var. Adım adım biliyorum. Çünkü Yeşilköy sahili doldurulduğu zaman oradaydım ,orada kayıkların nasıl suya indirildiğini boyandıktan sonra tekrar nasıl evlerin o kayıkların bölümlerine çekildiğini hatırlıyorum yani ben Bakırköy’de büyüdüm benim dokumda Bakırköy var."
Perihan Akdoğan "Geçmişten bugüne baktığınız zaman Bakırköy hak ettiği yerde mi? Ne gibi eksikliği var veya ne gibi fazlalık yapıldı Bakırköy’de?"
Bakırköy maalesef benim için şanssız bir ilçe bahtsız bir ilçe oda geçmiş 7 yılın kayıp olduğunu düşünerek bunu söylüyorum.Bende Bakırköy’ün 7 yılı kaybolmuştur.Halbuki ülkemiz bu 7 yılda çok büyük mesafeler almıştır ama Bakırköy hem mesafe almamış hemde çok geride kalmıştır.Bakırköy’ün imkanları çok ama sorunları da çok çözümü de tabiki var 1. En büyük sorun deprem. Oturanlar için İstanbul caddesidir.2. sorun Kartaltepe’ye kadar otopark sorunudur. 3. Sorun emeklilerimizin yaşam alanı çok dardır.” Diyerek Bakırköy’deki sıkıntıları da dile getirdi. Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyaret sonrası gazeteci Perihan Akdoğan ,Caner Başgezer’e plaketini taktim etti.