Sıddık şahin:tarih Sussa Hakikat Susmayacak

AHA ADIYAMAN-Adıyamanlılar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ziraat Mühendisi Sıddık Şahin Gazze’de yaşanan olaylar hakkında açıklamalarda bulundu.

Gazze’nin uzun zamandır dünyanın en büyük açık hava hapishanesi konumunda olduğunu ifade eden Adıyamanlılar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ziraat Mühendisi Sıddık Şahin, “Bu katliamların hiçbir gerekçeyle izahı mümkün değilken, meşru müdafaadan söz edilmesi mümkün değildir” dedi.
Bu mübarek Ramazan gününde müminler için rahmet ayı olan bu ayda ileri sürülen gerekçelerin hiç birisinin, İsrail vahşetinin sınır tanımayan katliamlarının gerekçesi olamayacağını ifade eden Adıyamanlılar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ziraat Mühendisi Sıddık Şahin, “Bu saldırıların artık hukuksal boyutunu konuşmanın komik ve yersiz olduğunu düşünüyor, dini, dili, ırkı ne olursa olsun, her insanın bu katliamların karşısında sessiz kalmaması gerektiğini ve sessiz kalanların da bu durumundan utanıp insanlığını gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Her insanın bu katliamların karşısında sessiz kalmaması gerekir”
Son zamanlarda Mısır’da meydana gelen askeri darbenin ardından Gazze’nin dünyaya açılan kapısı olan tünellerinin büyük bir kısmının kapatıldığını Adıyamanlılar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ziraat Mühendisi Sıddık Şahin, “İsrail işgal rejiminin Gazze’ye yönelik askeri operasyona başlaması zaten büyük bir dramın yaşandığı Gazze’yi, Ramazan ayında daha da zor şartlara sevk etti. Operasyonun ilk günlerinde askeri alanları vuran İsrail işgal güçleri son birkaç gündür sivil hedefleri, evleri ve camileri de vurmaya başladı. Karadan, havadan ve denizden küstahça Filistin topraklarını abluka altına aldı. Yapılan bombalamalarda şu ana kadar en az yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği bildirilirken, binlerce yaralının olduğu aktarılıyor. Bu saldırıların artık hukuksal boyutunu konuşmanın komik ve yersiz olduğunu düşünüyor, dini, dili, ırkı ne olursa olsun, her insanın bu katliamların karşısında sessiz kalmaması gerektiğini ve sessiz kalanların da bu durumundan utanıp insanlığını gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
“Bu vahşete ve saldırganlığa bir an önce son verilmeli, seri katiller durdurulmalıdır”
Yaşanan vahşet karşısında başta Türkiye olmak üzere İslam dünyasını ve uluslar arası barış aktivistlerinin harekete geçmesi gerektiğini hatırlatan Sıddık Şahin, “Bu mübarek Ramazan gününde müminler için rahmet ayı olan bu ayda ileri sürülen gerekçelerin hiç birisi, İsrail vahşetinin sınır tanımayan katliamlarının gerekçesi olamaz. Bu katliamların hiçbir gerekçeyle izahı mümkün değilken, meşru müdafaadan söz edilmesi mümkün değildir. Canilerin yaptığı en makul ifadeyle orantısız güç kullanımı olarak tezahür etmektedir. Bu vahşete ve saldırganlığa bir an önce son verilmeli, seri katiller durdurulmalıdır. Çünkü bu soykırım, nitelikli saldırganlığın nedeni, cinayette sınır tanımayarak acımasızlığın doruklarında yapılan saldırılar, korku salmaya dönük etnik arındırma ve hicret etmeye zorlama girişimidir. İsrail’in başta ABD ve İngiltere desteğindeki yüzyıllık politikası saldırganlıklarla, işgallerle ve ölümlerle Filistinlileri yok edebileceği ve kendi toprağı haline getirileceği vehmi iflas etmiştir. İsrail, Kudüs’ün başkent olduğu bir Filistin devletini kabul etmeye mahkumdur. Filistinli kardeşlerimize uygulanan tecrit ve ambargolar kaldırılmalıdır. Bunun için de hayırlı sona erişinceye kadar mücadeleler, olumsuzluklar giderilinceye kadar tepkiler devam edecektir” ifadelerini kullandı.
“Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar”
İsrail’in mazlumların kanının akmasından zevk aldığını belirten Sıddık Şahin, tepkisini şu sözlerle dile getirdi; “İsrail askeri istihbarat dahil her türlü desteği sağlıyor. Bütün bu ülkeler 21. yüzyılın vahşetini destekleyerek, sessizliklerine devam ediyorlar. Evrensel hukuk, uluslararası sözleşmeler insanlığa karşı işlenen suçun cezasını ortaya koyuyor. Filistin’e kan ihraç eden İsrailli katiller, Arakanlı Müslümanlara soykırım uygulayan cuntacılar, kardeşlerimize zulmedenler uluslararası ceza mahkemesinde sanık sandalyesine oturtulmalı, insanlık adına yargılanmalı ve hak ettikleri cezaya çarptırılmalıdırlar. Uluslararası mahkemeler yargılamasa da, uluslararası kuruluşlar sussa da 21. yüzyılın canilerine, katillerine, gaddarlarına kurtuluş yok. Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar. Filistin’in mazlum halkı, Gazze meydanında silaha sarılmadan, fitneye bulaşmadan dünyadaki zulmü sona erdirecek. İslam dünyasında hakkın galip gelmesini, batılın sona ermesini sağlayacak idrake hayat veriyor. İnsanlık için yeni bir çığır açılıyor. İşte bu yüzden Filistin halkı başta olmak üzere mazlumlar ya kazanacak, ya kazanacak. Bizler insanı eşrefi mahlukat gören, insana hizmeti ibadet bilen bir medeniyetin mensuplarıyız. Onun için uyanık olmalıyız. Ve oynanan oyunu bozmalıyız. Suriye’de, Mısır’da, Irak’ta, Filistin’de ve bütün dünyadaki tüm acılar bizim acılarımızıdır.”dedi
HABER:SERCAN SAKAR