"Dağ Fare Doğurdu" Abdullah PEKER açıklama yaptı
AHA/SİVAS-Ulaştırma ve Demiryolu Çalışanları Hak Sendikası Genel Başkanı "Dağ Fare Doğurdu"
Taşerona Kadro yıllardır siyasi makamlarda hep polemik malzemesi olarak kullanılıyordu. Taşerona kadro haberi Bizim için de doğrusu çok sürpriz oldu. Sayın Başbakan grup toplantısında açıklamada tüm taşeronların asli hizmette ve yardımcı hizmet yapıp yapmadığına bakılmaksızın kadroya alınacakları şeklinde bir açıklama yapmıştı. Ancak daha sonra Maliye Bakanı ve Çalışma Bakanının yaptığı açıklamalarda durumun biraz daha farklı olduğunu gördük. Bu açıklamalardan kamu personeli rejiminde taşeronlarla birlikte bir eksen kayması olduğunu görüyoruz. Zira, taşeronların mevcut ücretlerinde herhangi bir değişiklik olmadan 3 yıl süreyle özel sözleşmeli statüde istihdam edilecekleri belirtildi. DAĞ FARE DOGURDU Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir diye bir atasözümüz var. Bu yeni sözleşmeli özel statü bundan sonraki personel istihdamının da işaretlerini veriyor. Düşünün emniyetle askeri personelimizi çıkardığımızda yaklaşık 3 milyon civarında kamu personeli var. 800 bin taşeron işçisini de özel sözleşmeli sıfatıyla kamu görevlisi yaptığınızda nerdeyse 4 çalışandan bir tanesi özel sözleşmeli pozisyona geliyor. Demek ki bundan sonraki diğer kamu çalışanları içinde böyle bir pozisyon öngörülüyor. Bundan sonra muhtemelen gerek anayasa değişikliğinde gerekse ondan sonraki kamu personel reformunda bunun bir pilot uygulama olarak ben değerlendirildiğini düşünüyorum. Bu tamamen kendi deneyimime dayanarak ön sezilerime dayanılarak ve kamu personel rejimindeki konumuna baktığımız zaman demek ki bütün kamu personeli muhtemelen özel sözleşmeli personel olarak istihdam edilebilir. Zira 3 yıllığına bir sözleşme yapılacak. Ücretlerinde bir değişiklik olmayacak. Birde sınav öngörülüyor. Tabi teknik detaylar henüz ortaya çıkmadı nacak taşeronlar açısından da bir hayal kırıklığı diye düşünüyorum. Aslında bu taşerona kadro konusu karayollarındaki taşeron işçilerinin açtığı davalar sonucu asıl işverenin devlet olduğuna Yargıtay'ın da karar vermesiyle gündeme geldi. Yani zaten taşeronların asıl işvereni Devlettir. Bunlar bir nevi kamu görevlisi saylıyorlardı işçi statüsünde bu anlamda da onlar açısından bize göre yeni bir şey yok. Birde burada tabi sendikal örgütlenmeler anlamında da bir netlik yok. Şu ana kadar taşeron işçilerin sendikal hakları verildikten sonra işçi sendikalarımız örgütlendi. Bu durumda memur sendikalarına yönelecekler. Halen sözleşmeli personel istihdamını düzenleyen 1978 yılında çıkarılmış bakanlar kurulu kararı var. O bakanlar kurulu kararıyla sözleşmeli personelin mali ve sosyal hakları belirleniyor. Orda da Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarıyla paralel düzenlemeler var. Muhtemelen de bu yeni öngörülen özel sözleşmeli statüde benzer durumu içerek. Tabi sözleşmeli personellerin muhtemelen mali ve sosyal bu anlamdaki haklarından onlarında yararlanması gerekiyor. Ancak tabi bu sadece bizim mevcut yasal düzenlemeler kapsamındaki değerlendirmelerimiz. Bazen de bir bakıyorsunuz ki gerçekten de hukuka ve yasalara çokta uygun olmayan düzenlemeler de yapılabiliyor. Burada tabi önemli olan nokta yasal düzenleme ile bu yapılacak dolayısıyla da bunun içinin doldurulması gerekiyor. Yani bir bakanlar kurulu kararı ile olacak bir durum gözükmüyor. TAŞERONLARI BEKLENTİ İÇİNE SOKUP HAYAL KIRIKLIĞI YAŞATILDI Bunun işaretlerini taşeronla ilgili düzenleme çok açık ve net görüyoruz. 800 bin kişi demek ki şöyle bir durum var. Kamu hizmetleri hizmet alımı yoluyla yerine getirilemiyor. Kamu hizmetlerinin bir şekilde kamu personeli aracılığıyla yürütülmesi gerekiyor. Burada zayıf çalışma ilişkisi planlanıyor. Kamu görevlilerinin verimsiz çalıştığı, iş güvencesi olduğu için bu anlamda yeterince işlerine sahip çıkmıyorlar gibi daha ziyade memurları itham eden bir anlayış var . Şimdi ben buradan Sayın Bakanımıza soruyorum 657 sayılı yasa eksiğine rağmen yamalarına rağmen çıkış itibariyle gerçekten de kamu görevlilerine kamu hizmetlerini sağlıklı bir şekilde yürütmesini sağlayacak bir yasa. O zamanki yasa koyucu 1965 yılında bunu ortaya koymuş. Bu yasanın iki amacı var. Bir tanesi kamu hizmetlerinin adil, eşit, tarafsız ve bağımsız bir şekilde vatandaşa sunulması. Diğeri de memurun muhannete muhtaç olmadan bu hizmeti bu görevi yerine getirmesi. Yani ücret açısından da devlet memurları da bu anlamda o dönem itibariyle baktığımızda gözetilmiş. Yani 60'lı yıllarda 70'li 80'li yıllarda baktığınız zaman kamu görevlilerinin ücretleri nispeten diğer çalışanlara göre daha iyiydi. Ancak şu anki geldiğimiz noktada sadece iş güvenceleri ile ilgili bu tasarruf değil. Mali ve sosyal hakları ile ilgili de budamanın söz konusu olacağına işaretleri bunlar. O zaman biz kamu görevinin tanımını yeniden yapmamız gerekiyor. Sanıyorum bu düzenlemelerle o da yeniden yapılacak. Şimdi anayasanın 128.maddesi var. Kamu görevlileri asli ve sürekli memurlar aracılığıyla yapılır, diyor. O maddenin değişmesi gerekiyor. Muhtemelen de bu anayasa değişikliği çerçevesinde buda gündeme gelecek. Dolayısıyla da biz yeni bir kavramla karşı karşıyayız. Abdullah PEKER Ulaştırma ve Demiryolu Çalışanları Hak Sendikası Genel Başkanı
Haber:Erdem Özgün Abay