“khk’lar İle Parlamento By-pass Ediliyor”

AHA - HABER- DSP Genel Başkanı Masum Türker, Tüm Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası Başkanı Okay Erözgün’le görüştü. Erözgün, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sorunlarını anlattı. 'Eşit işe eşit ücret’ sloganıyla çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname'nin sağlık çalışanlarının lehine olmadığını belirten Erözgün, iş güvencesi korkusu yaşadıklarını söyledi. Erözgün, KHK ile dışarıdan hemşire getirileceğini anımsattı ve ithal hemşire yerine Türkiye’de okumuş ve işe girmek için bekleyen hemşirelerin işe alınması gerektiğini söyledi.


         DSP Genel Başkanı Masum Türker, Erözgün’ün ilettiği sorunları dinledikten sonra şu konuşmayı yaptı:


         “Devletlerin olmazsa olmaz temel işlevlerinden birisi sağlık hizmetidir. Sağlık, adalet gibi, güvenlik gibi, kamu hizmeti niteliği taşır. Sağlık hizmeti, ister özel sektörde olsun isterse devlette, aynı amaca, yani kamuya, kamunun yararına yönelik bir hizmetidir. Bu nedenle sağlık hizmetinin, herhangi bir tartışmaya mahal vermeden çok ciddi bir şekilde planlanması gerekir. Bu planlama yapılırken, sektörde hizmet verenlerin hakları, geçimlerini sağlayabilecek düzeyde gelir almaları sağlanmalı, bu konudaki iş gücünün aktif olarak kullanılması zorunludur. Bu sağlandığı takdirde, Türkiye’de hem sağlık hizmeti ucuzlar ve hem de bu hizmet topluma maliyeti daha düşük bir değerle sunacağı için insanlar mutlu olur. Ama ne yazık ki ülkemizde farklılaştırmaya yönelik ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Bu farklılaştırmada hedeflenen şey, sağlık sektöründe yıllardın çalışanları gözetmek değil, belirli düşüncede olanların hedeflerini gerçekleştirmektir.


         Nitekim yakın zamanda çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yurt dışından doktor, hemşire, sağlık memuru, ebe ve diğer sağlık hizmetlilerinin ülkemizde çalışabilmelerine izin verilmiştir. Biz bunu, Türkiye’deki sağlık sektörünün yabancı sektöre açılmasının ilk adımı olarak görüyoruz. Bu düzenleme ile şu anda Türkiye’de özel sektörün elinde olan ya da özelleştirilmesi düşünülen sağlık kurumları, belli bir süre sonra küresel sermayenin yönettiği kurumlar haline gelecektir.


         Üzülerek görüyoruz ki KHK’lar kullanılarak yasama organı olan TBMM by-pass edilmekte, iktidar partisine mensup olsa bile milletvekillerinin, söz söylemek, katkı yapmak isteyen sivil toplum örgütlerinin, bireylerin sesi kesilmek istenmektedir. Eğer KHK’lar olmasaydı, bu düzenlemeler Meclis’te komisyonlarda ele alınırken sivil toplum örgütleri de katkı koyabileceklerdi. Ama KHK’larla yasal düzenlemeler yapılıyor ve çok önemli düzenlemeler Meclis’te görüşülmüyor, Türkiye’nin gerçeklerine uygun bir hale getirilemiyor.


Sağlık sektörünün yeniden düzenlemesine ihtiyaç vardır. Eğer bu yapılırsa, maliyet düşecektir. Çünkü bu sektörde sırf bireylerin puan almasına yönelik olarak düzenlenmiş sağlık hizmetinin maliyeti sosyal güvenlik kurumlarınca ödenmekte, bu da halkın cebinden çıkmaktadır. Bunun önüne geçmenin yolu, planlı bir şekilde ücretsiz sağlık hizmetini devreye sokmaktır. Vatandaş her türlü sağlık hizmetini parasız olarak alabilmelidir. Böyle bir sağlık sistemine ihtiyacımız var. Ancak daha ekstra hizmet almak isteyen varsa, parasını ödeyerek gücüne göre farklı hizmetleri de satın alabilir. Buna bir engel yok. Devlet bunu planlarsa bütçede tasarruf eder, özellikle gereksiz ilaç harcamaları kendiliğinden düşer.


Son bir ay içinde kolesterol tedavisiyle ilgili olarak kamuoyuna yansıyan tartışmalar, sağlık sektörünün neden pahalılaştığını, bunun arkasında nelerin yattığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. O tartışmaların bilimsel açıdan doğru olup olmadığını yine bilim adamlarının söylemesi gerekir. Ama işe maliyet açısından baktığımız zaman gerçeklerin hiç de iç açıcı nitelikte olmadığını görüyoruz.


Ülkemizde sağlık çalışanlarının ihmal edilmiş olması üzüntü vericidir. Çünkü sağlık çalışanlarının sayısı çok fazladır. Bir doktora karşılık daha fazla sayıda hemşire, sağlık memuru, ebe ve diğer destek hizmetlerini yapan işçiler vardır. Bunların haklarının çok ciddi bir şekilde gözden geçirilmesi gerekir.


 Devletin sağlık politikasını doğru bulmuyoruz. Uzun vadede bunun bedelini ülke olarak çok ağır ödeyeceğiz. Küresel sermayenin yönettiği bir sağlık sistemiyle karşı karşıya kalacağız. Bu sistem istediği anda Türkiye’de karmaşa yaratabilecek, sosyal güvenliği tehlikeye düşürecektir. Bu nedenle Türkiye’de sağlık hizmetiyle ilgili taraflar bir araya gelmeli, bu hizmeti tüm yönleriyle analiz etmeli ve ortak bir paydada buluşarak yeni bir sağlık politikası belirlemelidir.


Sağlık hizmetleriyle ilgili olarak mütekabiliyet esası aranmaksızın yabancılara her türlü imkanın verilmesi sakıncalıdır. Çünkü bazı ülkelerde, yurt dışından gelenlere ‘yüksek tahsil’ adı altında kolayca diplomalar verilmekte, burada yetiştirildiği iddia edilen ebe ve hemşirelere daha sonra Türkiye’de yasal olarak çalışma imkanı sağlanmaktadır.


KHK sınırlı olarak kullanılabilir bir mekanizmadır ve özel durumlar için kullanılabilir. Ancak Parlamento iş başındayken, yasa çıkarabilecek güçteyken  KHK hakkının Hükümet tarafından sık sık  kullanılması, özellikle de Türkiye’nin devlet yapısını dönüştürmek için kullanılması, çok düşündürücü ve tehlikelidir. Yasama organı olan TBMM bu nedenle tembelleşmiştir.12 Haziran seçiminden bu yana TBMM’de iki yasa çıkmıştır. Bunlardan biri şike cezalarını indiren düzenleme diğeri de bedelli askerlikle ilgilidir. Yasama organı olan TBMM ne yapıyor? TBMM neden yasalarla yapılması gereken düzenlemeleri içeren KHK’ları ele alıp incelemiyor? Bu durum, Türkiye’de parlamenter sistemin iflas ettiğini, kuvvetler ayrılığı ilkesinin ihlal edildiğini açıkça gösteriyor. Bu gidişat iyi değildir.


İktidarın yüzde 50 oy almış olması, bir çoğunluk anlayışı değildir. Almanya’da Hitler, çoğunluk oyu aldı ve sonradan Almanya’yı pahalıya patlayacak bir siyasal düzene götürdü. Almanya’yı, hatta bütün Avrupa’yı kana boğan bir yönetim anlayışını egemen kıldı. Türkiye’de muhalefetin sesinin kısıldığını, sendikalaşma hareketinin önüne set konulduğunu görüyoruz. Buna ‘dur’ demek gereklidir. Türkiye’de Parlamenter sistemi ve kuvvetler ayrılığını yok eden KHK ile iş yapma anlayışı, en çok da iktidara mensup partinin milletvekillerini işlevsizleştirmekte, onları halkın sesi olma konumundan uzaklaştırmaktadır. Bu çok tehlikeli ve zararlı bir yaklaşımdır ve buna derhal son verilmelidir.”